‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u Anhu)- 6
25 Mayıs 2009
Hazret-i Abbas bin Abdülmuttalip (r.a.) mezarı (yani resim) Cennet-ül Baki’
Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u Anhu)- 6
Peygamber efendimizin (s.a.v.), mübârek cenazelerini yıkamak üzere Hz. Ali, Hz. Abbâs, Hz. Abbâs’ın oğulları Fadl ve Kusem, Hz. Üsâme bin Zeyd ve Hz. Sâlih odaya girip kapıyı kapadılar. Peygamber efendimizi, gömleği üzerinde olduğu halde yıkamağa başladılar. Hz. Abbâs ve oğulları su döküp, Peygamber efendimizi sağa, sola döndürdüler. Hz. Ali de yıkadı. Yıkadıkça evin içine misk kokusu ve benzerini daha görmedikleri çok güzel bir koku yayıldı. Sonra üç parça kefen ile kefenledikten sonra, vefât ettiği yere kabr-i şerîfi kazılıp, lahd şekline getirildi, Hz. Abbâs da kabre girerek, Resûlullah (s.a.v.) efendimizi, kabr-i şerîfine koydular.
Peygamber efendimiz (s.a.v.) bir gün Hz. Abbâs’a “Ey Abbas sana bir ihsanda bulunayım mı? Sana akrabalık hakkını ödeyip faydalı olayım mı?” buyurdular. O da “Evet, Yâ Resûlallah” deyince, Peygamber efendimiz: “Ben, sana bir şey öğreteyim ki, onu istediğin zaman, Allahü teâlâ, senin günahının evvelini ve âhirini, yenisini ve eskisini, kasıtlısını ve kasıtsızını, küçüğünü, büyüğünü, gizlisini ve açığını bağışlasın. Dört rek’at namaz kılarsın, Her rek’atda Fâtiha’dan sonra bir sûre okuyup ayakta iken onbeş defa (Sübhânallahi velhamdülillahi velâ ilâhe illallahü vallahü ekber) dersin. Rükûya eğilince bunu on defa söylersin. Rükûdan ayağa kalktığında, ayakta olduğun hâlde, bunu on defa söylersin sonra secdeye varır, orada on defa söylersin. Secdeden kalkıp oturduğunda on defa söylersin. Tekrar secdeye vardığında on defa söylersin. Sonra secdeden başını kaldırıp oturduğun halde on defa daha söylersin. Sonra ikinci rekâta kalkarsın. Birinci rekâttaki gibi dört rekâtı da kılarsın. Bu, her rek’atta yetmişbeş, dört rekâtte üçyüz eder. Artık senin günahlarının Alic’in (yürümekle dört gecede katedilen kumluk bir yer) kumlarının sayısı kadar da olsa, Allahü teâlâ seni bağışlar. Bunu her gün bir defa kılmağa gücün yeterse ful” buyurdu. Hz. Abbas, “Yâ Resûlallah, bunu hergün yapmağa kimin gücü yeter?” deyince Peygamber efendimiz de “Hergün kılmağa gücün yetmezse, her Cuma bir defa kıl. Her Cuma kılamazsan, ayda bir defa kıl. Ayda bir defa kılamazdan senede bir defa kıl Senede bir defa kılamazsan ömründe bir defa olsun kıl” buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u Anhu)- 7
25 Mayıs 2009Girnavas şelalesi (Nusaybin)
Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u Anhu)- 7
Peygamber efendimiz, bir gün Hz. Âbbâs’a “Yarın sabah (ki pazartesi günüdür) sen ve çocukların bana gelin, size duâ edeceğim” buyurdu. Sabah olunca beraberce Resûlulullah’ın (s.a.v.) huzuruna gittik. Kendisinin hususi yakınları olduğumuza ve hepimizin bir kişi gibi olduğumuza, Allahü teâlânın da rahmetini üzerimize eşit miktardaki yaymasına işaret olarak, kendi abasını üzerimize örttü. Sonra: “Ey Allahım Abbas’ı ve oğullarını mağfiret eyle ve bağışla. Öyle ki, hiç günahları kalmasın… Yâ Rabbi onu, oğullarını meydana gelecek af et ve belâlardan koru.” diye duâ etti.
Bir muharebede Hz. Ömer, askeri idare etmek, ordunun başında bulunmak için cepheye gitmek istemişti. Hz. Abbâs, Hz. Ömer’in Medine’de kalmasının daha yerinde olduğu, kumandan olarak başka birinin gitmesinin daha uygun olacağı şeklindeki fikrini beyan etmiş, Hz. Ömer de bu fikri kabul etmişti. Diğer Eshâb-ı kirâm da yapılacak işlerde kendisiyle istişare ederlerdi. Medine’de kuraklık olunca. Hz. Ömer, Hz. Abbâs’ın duâ etmesini istedi. Hz. Abbâs duâ edip, duası bereketiyle yağmur yağdı ve toprak yeşillendi. Bundan sonra Hz. Ömer; “Hz. Abbâs, Allahü teâlâ ile bizim aramızda vesiledir.” buyurdu. Peygamber efendimize yakınlığı ve faziletlerinin çokluğundan dolayı herkes tarafından sevilir, sayılır hürmet edilir bir zât idi. Herkes kendisine imrenirdi. Hz. Abbâs gelince, Hz. Ömer, Hz. Osman gibi büyük zâtlar, hürmetlerinden ve tevâzularından ayağa kalkarlardı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u Anhu)- 8
26 Mayıs 2009Girnavas şelalesi (Başka bir açı) Nusaybin
Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u Anhu)- 8
Peygamber efendimiz’den sonra, sakin ve sade bir hayat yaşadı. Hz. Ömer, fetihlerden elde edilen ganimetlerden, Hz. Abbâs’a hisse ayırırdı. Hz. Ömer, Mescid-i Nebevî’nin genişletilmesini istedi. Mescidin hemen yanında Hz. Abbâs’ın evi vardı. Hz. Ömer bu evi satın almak istedi. Hz. Abbâs ise evini hediye olarak verdi.
Çok zengin olan Hz. Abbâs, Medineye yerleştikten sonra yapılan bütün muharebelerde ve hususen Bizans’a karşı gerçekleştirilen seferde, İslâm ordusunun techizi için çok yardım etti. Çok cömert idi. İkram ve ihsanları çok idi. Köleleri satın alıp, âzad eder ve böyle yapmayı çok severdi. Yetmiş köle âzâd ettiği meşhûrdur. Yakın akrabayı ziyâret etmeğe, onların haklarını yerine getirmeğe çok dikkat eder, muhtaç olanlara yardım ederdi. Peygamber efendimiz kendisini çok severdi.
Abbâs bin Abdulmuttalib (r.a.) ömrünün sonunda göremez oldu. Hz. Osman’ın şehîd edilmesinden iki sene evvel, 32 (m. 652) de, Medine-i münevvere’de vefât etti. 88 yaşında idi. Cenaze namazını Hz. Osman kıldırdı. Baki kabristanına defn edildi. Uzun boylu, beyaz benizli güzel bir zât idi. Kızlarından başka on erkek evladı vardı. Oğulları, Fadl, Abdullah, Ubeydullah, Kusem, Abdurrahman, Ma’bed, Hâris, Kesir, Avn ve Temâm’dır (r.anhüm). Bunların içinde Hz. Abdullah bin Abbâs, ilimde çok yüksek idi. Hz. Abbâs’ın kız çocukları içinde Hz. Ümmü Gülsüm binti Abbâs bazı hadîs-i şerîfler rivâyet etmiştir, Hz. Abbâs’ın, Fâtıma binti Cüneyd bin Amr ve Ümm-ül-Fadl Lübâbet-ül-Kübrâ isimlerinde iki hanımı bilinmektedir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u Anhu)- 9
27 Mayıs 2009Girnavas şelalesi Başka bir açıdan görünüşü
Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u Anhu)- 9
Rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları şunlardır.
“Rab olarak Allah, Din olarak İslâm, Peygamber olarak da Muhammed’i (a.s.) kabul eden kimse imânın tadını tatmıştır.”
“Misvak kullanın, çünkü misvak, ağzın temiz kalmasına ve Rabbimizin râzı olmasına sebebtir.”
“Allah korkusundan mü’minin kalbi ürperdiği vakit, ağacın yaprakları düşer gibi günahları dökülür.”
“Bu Abdulmuttalib oğlu Abbâs’dır. Kureyşde en cömert ve akrabalık bağlarına en saygılı olandır.” “Abbâs, bendendir. Ben Abbâs’danım” “Abbâs, benim vasim ve varisimdir.” “Abbâs, amcamdır. Beni korumuştur. Ona eza eden bana eza etmiş olur.”
“Abbâsoğullarından melikler olacak, ümmetimin başına geçecekler, Allahü teâlâ dîni onlarla aziz ve hâkim kılacak.”
KAYNAKLAR
1) Tam İlmihâl Se’âdet-i Ebediyye sh-970
2) Eshâb-ı Kirâm sh-279
3) El-A’lâm cild-3, sh-262
4) Tabakât-ı İbn-i Sa’d cild-1 sh-221, 223, cild-3, sh-602, cild-2, sh-271
5) El-Menhel-ül-Azb-ül-mevrûd cild-7, sh-206
8) Sünen-i Ebî Davûd cild-2, sh-32
7) Sahîh-i Buhârî İstiska bab 3
8) Sahîh-i Müslim cild-3, sh-1398
9) Sünen-i Tirmizî Menâkıb bab 28
10) İbn-i Mâce Mukaddime bab 11. Mesâcid bab 187
11) El-İstiâb cild-8, sh-94
12) El-İsâbe cild-2, sh-271
13) Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild-2, sh-207
14) Târîh-i Dimaşk cild-7, sh-226
15) Ensâb-ül-eşrâf cild-1, sh-867
CİLD ;1
SH;176-181
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abbas bin Abdulmuttalib (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 3
29 Mayıs 2009Kutbe köyü mağaraları
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 3
Hz. Muaz bin Cebel’in fazileti, üstünlüğü çoktur. Onu Resûlullah (s.a.v.) birçok hadîs-i şerîflerinde medhetmiş, övmüştür. “Muaz bin Cebel (r.a.), ümmetimin âlimlerindendir ve çok yüksektir.”
“İnsanlar arasında, Allahü teâlânın helâl ve harâm ettiklerini en iyi bilen Muaz bin Cebel’dir.”
“Kur’ân-ı kerîmi şu dört kimseden alınız (öğreniniz): Muaz bin Cebel (r.a.), Ubey bin Kâ’b, Abdullah bin Mes’ûd ve Sâlim Mevlâ Huzeyfe.”
“Muaz kıyâmette ümmetimin âlimlerinin bir adım önlerinde mahşer yerine gelecektir.”
Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik (r.a.) diyor ki: “Kur’ân-ı kerîmi şu dört kimse toplamıştır. Ubey bin Kâ’b, Muaz bin Cebel (r.a.), Zeyd bin Sâbit ve Ebû Zeyd. Bunların dördü de Ensârdandır.
Hz. Ömer’e: “Bize kimi halife bırakıyorsun?” denildiğinde buyurdu ki: “Şayet Muaz bin Cebel sağ olsaydı, onu halife bırakırdım ve Rabbime kavuştuğumda, Rabbim bana: “Muhammed aleyhisselâmın ümmetine kimi halife bıraktın?” deyince: “Senin kulun ve Resûlün olan Muhammed aleyhisselâmın “Muaz, kıyâmet günü, âlimlerin önünde, tek başına bir cemaattır” buyurduğu kimseyi bıraktım, derdim.”
Abdullah bin Mes’ûd (r.a.) buyurdu ki: “Muaz bin Cebel, Allah’a ve Resûlüne itaat eden, doğru yolda bulunan bir cemaat gibiydi. Biz O’nu İbrâhim aleyhisselâma benzetirdik. Çünkü O, insanlara hayrı, iyiliği öğretir. Allah’a ve Resûlüne de itaat ederdi.”
Eîzullah bin Abdullah (r.a.) şöyle anlatıyor. “Bir gün Humus’ta mescide girmiştim. Baktım ki, orada, Resûlullah’ın 30 kadar Sahâbîsi vardı. Hadîs-i şerîfleri mütâlea ediyorlardı. Aralarında genç ve yakışıklı olan birisi vardı ve çok az konuşuyordu. Fakat diğerlerinin, bir hadîs-i şerîf üzerinde şüphe ve tereddütleri olduğu zaman, hemen ona sorarlardı. O da, bunlara cevap verirdi. Onun cevabı üzerinde hepsi kanaat getirir ve onda ittifak ederlerdi. Hiç birisi Ona itirazda bulunmazdı. Ben de çok merak ettim ve (Sen kimsin, ey Allah’ın kulu?) diye suâl ettim. Bana buyurdu ki: (Ben Muâz bin Cebel’im!). Ebû Müslim-i Hülvânî ve Ya’kub bin Zeyd bin Ceriyyede, bu haberi nakletmektedirler.
Abdürrezzâk, Abdülmelik bin Güreye’den haber veriyor ki, Muâz bin Cebel’in (r.a.) bir hurma ağacı vardı. Hurmalarını toplayıp hepsini sadaka verdi. Kendine bir şey kalmadı.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 4
29 Mayıs 2009Kutbe köyü
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 4
Muhammed bin Ka’b (r.a.) da: “Ben Muâz bin Cebel’i (r.a.) gördüm. Genç ve etine dolgun yakışıklı bir kimseydi. Kerem sahibi olup, çok cömertti. Bir kimse, ondan bir şey isteyip de, yok dediği olmazdı. Elinden geldiği kadar temin edip, ona verirdi” dedi. O, malının tamamını fakirlere sadaka olarak dağıtır, kendisi borçlu olarak yaşardı. Hatta bir keresinde böyle yaptığını Resûlullah efendimiz haber almıştı. Muâz bin Cebel’in (r.a.) alacaklılarını çağırıp, ona kolaylık göstermelerini ve borçlarının bir kısmını kendisine hediye etmelerini söyledi, hemen hepsi yahûdi olan alacaklıları, bu müsamahayı göstermediler. Sonra, Resûlullah efendimiz, Muâz bin Cebel’i huzuruna çağırıp, durumu ona bildirdi. Bunun üzerine Muâz bin Cebel (r.a.), gidip elindeki bütün gayri-menkullerini sattı. Paralarını alıp, Resûlullah’ın (s.a.v.) huzuruna gejdi. Alacaklılar da, oradaydı. Borçlarının hepsini ödedi Ondan sonra elinde hiçbir malı ve mülkü kalmadı.
Muâz bin Cebel (r.a.), Peygamberimizden (s.a.v.) pek çok hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Onun rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin çoğu Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim’ de, bir kısmı da diğer hadîs kitaplarında yer almıştır. Hz. Muâz şöyle anlatıyor.
Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bir. hayvana binmişti. Ben de arkasında bulunuyordum. Bana “Ey Muâz” diye seslendiler. Ben de: “Emredin, Yâ Resûlallah!” dedim. Üç kerre ismimi söyledikten sonra: “Cenâb-ı Hakkın kulları üzerinde olan hakkı nedir biliyor musunuz?” buyurdu. “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dedim. Bunun üzerine: “Cenâb-ı Hakk’ın kulları üzerindeki hakkı, onların kendisine ibadet etmeleri ve başka, hiç bir varlığı ona şirk (ortak) koşmamalarıdır.” buyurup tekrar sorarak:
“Kullar bu vazifelerini yerine getirirlerse, Allah’dan bekledikleri hakları (Allahü teâlânın onlara va’d ettiği) nedir, bilir misin?” buyurdular. Ben yine “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” deyince: “Bu takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı (Onlara va’d ettiği) nimet, O’nun kullarına âzâb etmemesidir…”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 5
30 Mayıs 2009Kutbe köyü
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 5
Muâz bin Cebel’in (r.a.) bizzat Peygamber efendimizden işiterek rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerden bazıları da şunlardır.
“Allah’ım! Kötü insanları (facirleri) bana ikram ettirme ki, kalbim onlara meyletmesin.”
“Ahlakınızı güzelleştiriniz.”
Hz. Muâz, Resûl-i Ekrem’e, (s.a.v.) “Hangi amel daha makbuldür?” diye sordu. Resûl-i Ekrem (s.a.v.), dilini ağzından çıkarıp elini dilinin üzerine koyarak dilini göstermiş ve “Bunu koruman en makbul bir ameldir” buyurmuştur.
“Zillet, mü’minin ahlâkı değildir. Ancak ilim talebinde olabilir.”
“Cennet bahçelerinde eğlenmek isteyenler Allah’ı çok Zikir etsinler.”
Muâz bin Cebel (r.a.) şöyle rivâyet eder: Resûlullah (s.a.v.) bana buyurdu ki: “Ey Muâz! Sana Allah’dan korkmayı, O’na sığınmayı, doğru konuşmayı, verdiğin sözde durmayı, herkese selâm vermeyi, güzel amel ve işlerde bulunmayı, öksüze merhamet etmeyi, tatlı sözlü olmayı, Kur’ân-ı kerîmi okuyup anlamayı, ahireti sevmeyi, âhıret hesabının korkusunu taşımayı ve herkese şefkat kanatlarını germeği tavsiye eder; hikmet sahiplerine kötü söz söylemekten, doğruyu yalanlamaktan, günahkara itaatten, âdil hükümdara isyandan ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan seni nehyederim, (sakındırırım). Her yerde Allahü teâlâyı zikretmeyi ve her günahın peşinden tövbe etmeyi tavsiye ederim. Gizli günah işlediğin zaman gizli, aşikare günah işlediğin zaman Aşikare tövbe edersin.”
Hz. Muâz, Peygamberimizden (s.a.v.) nasihât istediğinde: “Allah’ı görür gibi ibadet et ve kendini ölmüş gibi bul İstersen bütün bunları içine alan daha mühimini bildireyim: Dilini tut?” buyurdu.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 8
02 Haziran 2009Siyah suyun Beyaz suya karıştığı yer (Dikke)
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 8
“Bid’at sahibine hürmet etmek için yürüyen kimse, İslâm’ı yıkmağa yardım etmiştir.?
“Her kim kırk gün ümmetimin nafakası üzerinde karaborsacılık eder de, sonra bu kazancını sadaka olarak dağıtırsa, onun bu sadakası kabul edilmez.”
Muâz bin Cebel, çok ilim sahibi olup, Eshâb-ı kirâmın sevdiği ve müşkil meselelerini sordukları kıymetli bir zât idi. Çok cömert olup, az konuşur ve hikmetli söylerdi.
Abdullah bin Seleme şöyle anlatıyor: Muâz bin Cebel (r.a.) taun hastalığına yakalanmıştı. Rahatsızlığı çok arttığı bir sırada, talebelerinden Amr bin Meymun el-Evdî ziyârete geldi. Durumunun çok ağır olduğunu görünce, ağlamaya başladı. Hz. Muâz, Ona: “Niçin ağlıyorsunuz?” diye ordu. O da: “Ey Muâzl Allah’a yemin ederim ki, sen benim hocamsın. Bana dünyâlık yardımında bulunuyorsun diye ağlamıyorum. Ben, senden dinimi öğreniyor ve ilim alıyordum. Senin ölümünden’sonra dinimi ve ilmi bana öğretecek kimsenin bulunmamasından korkuyorum ve onun için ağlıyorum.” Bunun üzerine Muâz bin Cebel (r.a.) buyurdu ki: “Hayır, bundan korkma! İmân ve ilim, kıyâmet gününe kadar yerindedir, arayan bulur ve Allahü teâlâ bunları isteyen kimseye öğretecek birini gösterir. Allahın kitabı Kur’ân-ı kerîm ve Peygamberi’mizin sünneti, kıyâmet gününe kadar korunacaktır. Nitekim Allahü teâlâ ilmi ve imânı İbrâhim aleyhisselâma ihsan etmiştir. Halbuki o zaman, imâm ve ilmi bilen ve öğreten hiç kimse de yoktu. İbrâhim aleyhisselâm istediği için Cenâb-ı Hak, O’na ihsan etti. İlmi, Hz. Ömer’den, Hz. Osman’dan ve Hz. Ali’den alınız! Eğer onları da kaybederseniz, Ebü’d-Derdâ’dan, Abdullah İbn-i Mes’ûd’dan, Selmân-ı Fârisî’den ve Abdullah İbn-i Selâm’dan alınız! Âlimin yanılmasından korkunuz! Doğru olanı, hakikati kim bildirirse kabul ediniz! Doğru, hak olmayanı da söyleyen kim olursa olsun, Onu reddediniz!”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 9
03 Haziran 2009Beyaz suyun Siyah suyla birleştiği yer (Nusaybin)
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 9
Muâz bin Cebel (r.a.) buyurdu ki: “Âlimlere Cennette de ihtiyaç vardır. Çünkü Cennet ehline ne isterseniz isteyin denildiğinde, onlar ne isteyeceklerini ve nasıl isteyeceklerini bilemeyecekleri için âlimlere soracaklar.”
Bir gün, birisi Hz. Muâz bin Cebel’in huzuruna gelip selam vermişti. Biraz sonra vedâlaşıp ayrılacağı sırada, Ona buyurdu ki: “Ey falan! Dünyadaki nasibin ne ise ve nerede olursa gelip seni bulacaktır. Sen ise, dünyâdaki nasibinden daha çok âhıret nasibine muhtaçsın. Âhıret nasibini, dünyâ nasibine tercih eti Hatta öyle olmalısın ki, çok ihtişamlı bir âhıret servetine sahip olasın! Dünya nimetleri geçicidir. Âhıret için elde ettiklerin ise, nerede olursa seninledir.”
Yine buyurdu ki: “İyi bir müslüman olarak ölüme hazır ol! Mazlumların bedduasından çok sakın ve hiç kimseye zulüm etme!”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 10
04 Haziran 2009Beyaz su başı (Nusaybin)
Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu)- 10
“Cennet ehlinin tek bir hasreti (pişmanlığı) vardır. O da, Allahü teâlâ’yı zikretmeksizin geçirdikleri vakitlerdir.”
Ebû Bahiri şöyle anlatıyor: Bîr gün Humus şehrinde camiye gitmiştim. Muâz bin Cebel (r.a.) da, orada bulunuyordu. Yanında bir grup kimseler vardı. Onlara buyurdu ki: “Bir kimse, Allahü teâlânın huzuruna kâmil, olgun bir imânla gitmek istiyorsa, beş vakit namaz için çağırılan yere gelip namazını kılsın. Çünkü beş vakit namazı camide cemaatle kılmak, hidâyet yollarından olup, hem de Peygamberimizin mühim sünnetidir. Hiç kimse, benim evimde namaz yerim Vardır ve ben evimde namazımı kılıyorum, demesin! Böyle yaparsanız, Resûlullah’ın (s.a.v.) sünnetini terk etmiş olursunuz. Bu da dalâlettir.”
Hz. Muâz bin Cebel’e: “Hangi duâ ve ne zaman kabul olunur?” diye sorulunca, buyurdu ki: “İnsanlar gaflette oldukları zaman, sen Allahü teâlâya dön ve ondan ne dilersen o zaman iste! İşte o zaman dualar makbuldürler.”
Meymûn-i Evdî anlatıyor Muâz bin Cebel (r.a.) bir gün ayağa kalktı ve buyurdu ki: “Ey Evd kabilesi! Ben Resûlullah’ın (s.a.v.) elçisiyim. Sizlere bir şeyler öğretmek istiyorum. Hepiniz biliniz ki dönüşünüz Allahü teâlâyadır. Dönüşten sonra da, ya Cennet veya Cehennem vardır. Cennet ve Cehennemin ikisi de ebedîdirler. İkisinde de ölüm ve yok olmak yoktur.”
Yezîd bin Câbir diyor ki: Ben Muâz bin Cebel’den şöyle işittim. Buyurdu ki: “Ne kadar çok ilim öğrenirseniz öğrenin, bunlarla amel etmedikçe öğrendiğiniz ilimden sevab alamazsınız.”
“Üç şey, Allahü teâlânın gazabına sebep olur, bunlar Hikmetsiz gülmek, uykusu gelmediği halde sabaha kadar ibâdetsiz vakit geçirmek ve karnı acıkmadığı halde fazla yemek yemek.”
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Muaz bin Cebel (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu









