‘Rasulullahın Zevceleri’ olarak etiketlenmiş yazılar

Zülhuleyfe (Bir Ali) Mikat (eski resim)

Hazret-i Aişe-i Sıddıka (Radiyallah-u anha) – 17

Abdurrahman bin Avf (r.a.) hazretleri’nin oğlu Ebû Seleme;

-“Sünneti Resulullah (s.a.v.) ı G-Hazret-i Âişe (r.anha) den daha iyi bilen, dindetebahhür etmiş (derya gibi geniş ilme sahib olmuş) âyet-i kerimelere vahıf ve sebeb-i nuzûllerini bilen, feraiz ilminde mâhir olan bir kimseyi görmedim.” Buyurmuştur.

Hazret-i Âişe validemiz (r.anha) bütün islâm ilimlerine vakıf, müctehid,edip, zühd ve ver’a sahibi çok cömerd bir zevce-i Resulullah (s.a.v.) idi. Onu vefatında, bütün Müslümanlar aladı. Çünkü o “Ümmül Mü’minin” idi.

Hazret-i Âişe (r.anha) hakkında bir çok hadis-i şerif vardır. Bunlardan biri İmâm-i Münavi (r.a.) nin Ebi Şeybe (r.a.) den bildirdiği;

-“Âişe cennet’e de benim zevcemdir.” Hadis-i şirfleridir. Ramuz-ül ehadis’dekendisine hitaben buyurulduğu bildirilen, hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır;

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Ey Âişe, hiç hayasız söz söylediğimi gördün mü? Kıyamet gününde Allah katında en kötü insan, şerrinden kaçarak insanların terk ettiği kimsedir.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Ey Âişe, Allah kullarına lutf ile muamele edicidir. Her işe yumuşak davranılmasını sever.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Ey Âişe, yumuşak ol; zıra Âllah-u Teâlâ bir ev halkına iyilik murad ederse onlara rıfk (yumuşaklık) kapısını gösterir.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Ey Âişe bilmezmisin; kul secde ettiği zaman, Allah onun secde yerini yedikat yerin sonuna kadar tertemiz kılar.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) buyurdu ki;

-“Ey Âişe, sana birisi, istemeden bir şey verirse, kabul et; çünkü o, Allahu Teâlâ’nın sana gönderdiği bir rızıktır.”

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Âişe-i Sıddıka radiyallahu anha’nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Zülhuleyfe (Bir Ali) Mikat (yeni resim)

Hazret-i Aişe-i Sıddıka (Radiyallah-u anha) – 18

Hazret-i Âişe (r.anha) bir gün Resulullah efendimiz (s.a.v.) e;

-“Şehidlerin derecesine yükselen olur mu? Diye sorunca

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Hergün yirmi kerre ölümü düşünen kimse, şehidlerin derecesini bulur.” Buyurmuşlardır.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Ey Âişe! Geceleri şu dört şeyi yapmadan uyuma!”

-“1-Kur’an-i kerim hatim etmeden,”

-“2-Benim ve diğer Peygamberlerin şefaatlarına kavuşmadan,”

-“3-Mü’minleri kendinden hoşnut etmeden,”

-“4-Hac etmeden!.”

Bunları söyledikten sonra namaza durdu. Namazını bitirip de yanıma geldiğinde kendilerine dedim ki;

-“Ey iki cihanın güneşi olan efendim! Annem, babam, canım sana feda olsun; Bana dört şeyi yapmamı emrediyorsun ben bunları bu kısa müddet içinde nasıl yapabilirim.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) tebessüm ederek buyurdular ki;

-“Ya Âişe! Ondan kolay ne var? Üç ihlası şerif ve bir Fatiha suresini okursun Kur’an-i kerimi hatmetmiş; bana ve diğerPeygamberlere salavat getirirsen, şefaatımıza kavuşmuş; önce mü’minlerin ve sonra da kendi affını dilersen, mü’minleri kendinden hoşnut etmiş; (Subhanallahi velhamdulillahi ve La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh, lehül mülkü velehül hamdu ve hüve ala külli şeyin kadir) tesbihini okursan hac etmiş sayılırsın.

Tabiinden gençler Hazret-i Âişe (r.anha) ye geldiler ve Resulullah (Aleyhisselam) ın ahlakını sordular.

Âişe valideiz (r.anha) Buyurdu ki;

-“Onu ahlakı Kur’an dı.. Kur’an-i kerimin hoş gördüğünü kabul edip razı olurdu, hoş görmediğini kendisi de hoş görmez ve kaçınırdı.”

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Âişe-i Sıdık radiyallahu anha’nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mescid-i Kaba (Çok eski resim)

 

Hazret-i Aişe-i Sıddıka (Radiyallah-u anha) – 19

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) iki şey arasında muhayyer kılındığı zaman, o iki işin en kolayını alırdı. -günah olamdıkça- günah olduğu zaman, ondan herkesten çok uzalaşırdı. Hiçbir zaman Allah’ın Resulu (s.a.v.) kendi nefsi için intikam almaya kalkmamıştır. Yalnız Allah’ın emri çiğnendiği zaman müstesna.”

-“Resulullah (sallallahu aleyhi ve selem) yatağı, içi hurma lifi dolu geri idi.”

Peygamberin (s.a.v.) karnı (hiçbir zaman) yemek ile doymamıştır. Bu hususta hiç kimseye yakınmamıştır. İhtiyaç, onun için zenginlikten daha iyi idi. Bütün gece açlıktankıvransa bile, O’nun bu durtumu, gündüz orucundan alıkoymazdı. İsteseydi, Rabbinden yeryüzünün bütün hazinelerini, meyvelerini ve refah hayatını isterdi. And olsun ki, O’nun o halini gördüğüm zaman acırdım ve ağlardım. Elimle karnını sıvazlardım ve derdim ki;

-“Canım sana feda olsun!Sana güç verecek şu dünyadan bazı menfaatlar (yiyecek ve içecekler) temin etsem olmaz mı?”

-“Ey Âişe, dünya benim neyime! Ulû’l azm’den olan Peygamber kardeşlerim, bundan daha çetin olanına karşı tahammül gösterdiler. Fakat o halleri ile yaşayacaklarına devam ettiler, rablarına kavuştular, bu sebeple Rableri onların kendisine dönüşlerini çok güzel bir şekilde yaptı, sevaplarını artırdı. Ben refah bir hayat yaşamaktan hayâ ediyorum. Çünkü böyle bir hayal beni onlardan geri bırakır. Bnenim için en güzel ve sevimli şey, kardeşlerime, dostlarıma kavuşmak ve onlara katılmaktır.” Buyurdu.

Âişe (r.anha) dedi ki;

-“Bu sözlerden bir y sonra (fazla) kalmadı vefat etti. (s.a.v.)”

-“Resulullah (s.a.v.) bütün gece tek bir ayetle namaz kılardı.”

Allah-u Teâlâ’nın, insanların en üstünü olan Hazret-i Muhammed (Sallallahu aleyhi ve selem) e Peygamberliklele birlikte şehidlik derecesini de vermiş olduğu, Hazret-i Âişe-i Sıddıka (r.anha) nın haber vermiş olduğu şu Hadisi şeriftenanlaşılmaktadır.

-“Hayberde yidiğim zehirli etin acısını duymaktayım. O zehrin tesiri ile ebher (aort) damarım şimdi çalışmıyacak hale geldi.”

Ebû Davud, Hazret-i Âişe (r.anha) dan bildiriyor ki; kız kardeşim Esmâ, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) ın yanına geldi. Arkasında ince elbis vardı. Derisinin rengi belli oluyordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirdi ve;

-“Ya Esmâ! Bir kadın; Namaz kılacak yaşa geldiği zaman onun yüzünden ve iki ellerinden başka yerlerini erkeklere göstermemsi lazımdır.” buyrudu.

Devam edecek…

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Âişe-i Sıdık radiyallahu anha’nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Mescid-i Kaba (eski resim)

Hazret-i Aişe-i Sıddıka (Radiyallah-u anha) – 20

Hazret-i Ömer (r.a.) in haber verdiği hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) hazret-i Âişe (r.anha) ye;

-“Dinde fırkalara ayırdılar. Ayet-i kerimesi bu ümmette meydana gelecek olan bid’at sahiplerini ve nefslerine uyanları haber veriyor.” Buyurdu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) tenbellikten Allah-u Teâlâ’ya sığınmış;

-“Ya Rabbi! Beni, keselden koru!” diye dua ettiğini, Âişe (r.anha) ve Enes bin mâlik (r.a.), (Buharı) ve (Müslim) de bildirmişlerdir.

(Eşi’at-ül-leme’at) da, (Beyân ve şi’r) babında derki,  Âişe (r.anha) nın  bildirdiği hadis-i şerifte;

-“Şi’r, iyisi iyi olan, çirkini çirkin olan sözdür.” Buyuruldu. Ya’ni, vezn ve kâfiye, bir sözü çirkinleştirmez, Şi’ri çirkin yapan ma’nasıdır.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem) e biri geldi. Onu uzaktan görünce;

-“Kabileinin en kötüsüdür.” Buyurdu.

Odaya girince, gülerek karşılayıp iltifat eyledi. Gidince. Hazret-i Âişe (r.anha) sebebini sordu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“İnsanların en kötüsü, zararından kurtulmak için yanına yaklaşılmayan kimsedir.” Buyurdu.

O Müslümanların başında bulunan bir munafık idi. Müslümanları onun şerrinden korumak için müdara buyurdu.
Medine’de kaht (kuraklık) oldu. Hazret-i Âişe (r.anha) ye gelip yalvardılar. Resulullah (s.a.v.) ın türbesinin tavanını deliniz buyurdu.. Öyle yaptılar. Çok yağmur yağdı.kabr-i şerif ıslandı.

İslâm âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;
(1-Hilyet-ül evliya cild 2, sahife 43)
(2-Tabakat-ı İbn-i Sa’d cild 8, sahife 58)
(3-el-Â’lâm cild 3 , sahife 240)
(4- Eshab-i kiram sahife 310, 9, 10, 22, 27, 47, 72, 76, 78)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Âişe-i Sıdık radiyallahu anha’nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Peygamber (s.a.v.) ın zevcelerinin bulunduğu Baki’ mezarlığı (Medine-i Münevvere)

Hazret-i Sevde binti Zem’a (Radiyallah-u anha);

Peygamber efendimiz (s.a.v.) in muhterem hanımlarından biri, Nesebi (silsilesi), Sevde binti Zem’a bin Kays bin Abdişems bin Abdivüdd bin Nasr bin Mâlik bin Hasel bin Âmir, el-Kureyşi, el-Âmirdir.

Annesinin ismi ise Şemmus bint-i kays ibn-i Zeyd ibn-i Amr ibn-i Amiriye’dir. Doğum tarihi kesin olarak bilnmeyen Hazret-i Sevde (r.anha) nin vefatı ise Hazret-i Ömer (r.a.) in halifeliğinin son yıllarına rastlanır.

Hazret-i Sevde (r.anha), amcasının oğlu Sekran ibn-i Âmir ile ilk evliliğini yapmıştı. İslamiyetin geldiği ilk yıllarda; kocası Sekran ibn-i Âmir ile iman ederek Müslüman oldular. Bu sırada Mekkeli müşriklerin Müslümanlara yaptıkları ezâ ve cefâlar dayanılmaz, akıllara durgunluk, verecek halde idi.

Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) Müslümanların Habeşistan’a hicretine izin vermişlerdi. Hazret-i Sevde (r.anha); kocası Sekran (r.a.) ile birlikte ikinci Habeşistan hicretine katılarak oraya gitmişlerdi. Hazret-i Sekran (r.a.) Mekke’ye dönüşünden kısa bir müddet sonra vefat etti.

Hazret-i Sevde (r.anha), kocası Hazret-i Sekran (r.a.) nın vefatından önce şöyle bir ru’ya görmüştü. Ruyada Peygamberimiz (s.a.v.), mübarek ayaklarını Sevde (r.anha) nın omzuna koymuşlardı. Hazret-i Sevde (r.anha) de gördüğü bu ru’yasını, kocası Hazret-i Sekran (r.a.) a anlatmıştı.

Ru’ya yı dinleyen Sekran (r.a.) dedi ki;

-“Ey Sevde, sen gerçekten böyle bir ru’ya gördünse. Bu benim mutlaka öleceğime, senin de Hazret-i Peygamber (s.a.v.) ile evleneceğine bir işarettir.

Sevde (r.anha) birkaç gün sonra başka bir ru’ya daha gördü. Kendisini bir yastığa yaslanmış, gök yüzünden inen ay başının etrafında dönmüştü. Hazret-i Sevde (r.anha) gördüğü bu güzel ruyasını da kocası Hazret-i Sekran (r.a.) a anlattı.

Sekran (r.a.) bu ruyayı da dinledi ve şöyle dedi;

-“Ey Sevde (r.anha) bil ki artık benim ölümüm yaklaşmıştır. Ben öyle inanıyorum ki; benim ölümümden sonra mutlaka evleneceksin.” Dedi. Gerçekten de Hazret-i Sekran (r.a.) bu ruyadan bir kaç gün sonra vefat etti.

Hazret-i Sevde (r.anha), kocası Hazret-i Sekran (r.a.) nın vefatında elli yaşlarında idi. O’nun imanındaki sadakatı, bütün zorluklara rağmen İslâm dininden dönmemesi, bu yolda başını ortaya koyması, Peygamberimiz (s.a.v.) üzerinde çok derin bir tesir bırakmıştı. Fakat Hazret-i Sevde (r:anha) kocasının vefatı ile çok üzüldü. Sanki kolu kanadı kırılmış gibiydi. Hiçbir sahhabenin üzülmesine ve kalbinin kırılmasına dayanamayan Peygamberimiz (s.a.v.) yaşlı ve dul olan Hazret-i Sevde (r.anha) ye evlilik teklif etti. O ise bunu sevinerek kabul etti. Böylece üzüntüsü ve kederi gitmiş, yaradılmışların en şereflisine eş olma seadeti gelmişti.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) evlenmelerinin hepsini; Hazret-i Âişe (r.anha) yi Allah-u Teâlâ’nın emri ile nikahladiktan sonra yaptı. Bunlar dini, siysi ve merhamet ve ihsan ederek yapılan evlenmelerdir. Nitekim Sevde (r.anha) ile olan evlenme de böyledir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki;

-“Bütün zevcelerimle evliliklerim ve kızlarımı evlendirmem, hepsi Cebrail aleyhis selam’in Allah-u Teâlâ’dan getirdiği izinle olmuştur.”

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Sevde (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Peygamber (s.a.v.) ın zevcelerinin bulunduğu Baki’ mezarlığı (Medine-i Münevvere)

Hazret-i Sevde binti Zem’a (Radiyallah-u anha) -2

Sevde (r.anha) iman edip Müslüman olduğu zaman, babası Zem’a ile kardeşi Abdullah henüz İslam Dini’ni kabul etmemişlerdi. O’nun İslamiyetten aldığı güzel ahlakı, edebi ve terbiyesi; çevresi üzerinde çok büyük tesir yapmıştı. Onlara devamlı hareket ve sözleriyle İslamiyetin üstünlük ve büyüklüğünü anlatırdı.

Hazret-i Sevde (r.anha) nin Peygamberimiz (s.a.v.) ile evlenmesini duyan kardeşi Abdullah bin Zem’a çok üzüldü. Saçını başını yolmaya başladı. Eline yüzüne üzüntüsünden toprak serpmişti. Daha sonra bu yaptıklarından pişman olduğunu şöyle anlatmıştır;

-“Zem’a nın kızı Sevde (r.anha) nin Resulullah (s.a.v.) a nikahladığını duyunca saçımı yolduğum, başım ve yüzüme topraklar serptiğim zamanki kadar, gülünç ve aşağı duruma düştüğümü hiç hatırlamıyorum.” Demiştir.

Hazret-i Sevde (r.anha) nin iman bütünlüğü, çevresinde bulunan kardeşleri ve yeğenlerine çok te’sir etmişti. Onların Müslüman olmasına sebeb olarak İslamiyeti ilk kabul edenler safına sokmuştu. Yakınlarının hepsi Peygamber efendimiz (s.a.v.) in Medine’ye hicretinden önce iman ederek Müslüman olmuşlardı.

Hazret-i Sevde (r.anha) , peygamberimiz (s.a.v.) e karşı çok itaatkar idi. O’na karşı edep ve terbiyesinde hiç kusur etmez, emirlerini titizlikle yerine getirirdi. Her yerde O’nunla beraber olamyı ve O’na hizmetle şereflenmeyi canla başla isterdi. Çok şakacı ve latifeyi severdi. Bir çok kere Peygamber efendimiz (s.a.v.) i şakalarıyla sevindirmiş ve dua’sını almıştır.
Hazret-i Sevde (r.anha) de, Peygamebrimiz (s.a.v.) ile birlikte diğer hanımları gibi sırası geldiğinde savaşlara iştirak ederdi. Uhud savaşına katılarak, oradaki birçok Müslümanlarının yarasını sarmış, onlara su taşıyarak çok büyük hizmetler etmişti. Peygamberimiz (s.a.v.) ile son vedâ haccında bulunmuş, O’nun vefatından sonra bir daha hac ve Umre’ye gitmemiştir.

Sevde (r.anha), alçak gönüllüğü, eli açıklığı, bol sadaka dağıtmasıyla tanınırdı. Kendisine gelen bütün hediyeleri fakirlere verir, onların sevinmesinden çok zevk duyardı.

Bir gün Peygamber efendimiz (s.a.v.) in hanımları huzura toplanarak O’na sordular;

-“Ya Resulullah (s.a.v.), bizim içimizden hangimiz size en önce kavuşacak dersiniz?”

Bunun üzerine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) de;

-“Vefatımdan sonra bana ilk kavuşacak olan kolu uzun olanınızdır.” buyurduğunu Sevde (r.anha) rivayet etmiştir.

Peygamber efendimiz in vefatından sonra hanımlarının içinde en çok sadaka dağıtan ve cömert olan Hazret-i Zeyneb binti Cahş (r.anha) vefat etti.

Peygamberimiz (s.a.v.) in diğer hanımları ise yukarıdaki hadis-i şerifin manasını ancak o zaman anlayabilmişlerdi.

Peygamberimiz (s.a.v.) den bizzat işiterek rivayet ettiği hadis-i şerifler dört – beş taneyi geçmemektedir. Sevde (r.anha) nin Hazret-i Ömer (r.a.) in halifeliğinin son zamanlarında vefat etmesi de az hadis rivayetinde bulunduğunu doğrulamktadır.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(1-el-Â’lem cild;3, Sahife;145)
(2-Tabakât-ı İbni Sa’d cild; 8, Sahife; 52)
(3-Müsned-i Ahmed bin Hanbel cild; 6 sahife; 429)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Sevde (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Cennet-ül Baki’ (Çok eski resim)

Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha);

Resulullah efandimiz (s.a.v.) in mübarek hanımlarından. Ömer bin Hattab (r.a.) ın kızı olup, annesinin ismi Zeyneb binti med’un’dur. Kâ’be’nin Kureyş tarafından yapıldığında, biesten beş sene önce doğdu. Hazret-i Ömer (r.a.), İslamiyeti kabul edince, Mekke’de Müslüman oldu. Huneys bin Huzafa (r.a.) ile evlendi. Huneys (r.a.) ile ilk muhacirlerden olup, önce Habeşistan’a, sonra Medine’ye hicret etti. Huneys (r.a.), Bedir ve Uhud gazvelerine katılıp, Uhud’da yaralanıp, Medine’de şehit oldu. Genç yaşta dul kaldı.

Hazret-i Hafsa (r.anha), genç yaşta dul kalınca; babası Hazret-i Ömer (r.a.) hicretin üçüncü yılında Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) e ve Hazret-i Osman (r.a.) a

-(“kızımı alırmısın”) dedikte,

Hazret-i Ebû Bekir ve Osman (ridvanıllahı Teâlâ halayhim ecmain)

-(“düşüneyim”) demişlerdi.

Bir gün, Resulullah (s.a.v.), her üçü ve başkaları yanında iken;

-“Ya Ömer seni üzüntülü görüyorum, sebebi nedir?” diye sordu.
Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi, Resuluallah (s.a.v.) da herkesin düşüncesini bir bakışta anlardı. Lüzüm görürse sorardı. O’na, hatta herkese doğru söylememiz farz olduğundan,

Hazret-i Ömer (r.a.) de;

-“Ya Resulallah (s.a.v.), kızımı Ebû Bbekir’e ve Osman’a teklif ettim, almadılar.” Diye cevap verdi.

Resulullah (s.a.v.) en çok sevdiği üç eshabının üzülmesini hiç istemediğinden, onları sevindirmek için hemen buyurdu ki;

-“Ya Ömer! Kızını, Ebû Bekir’den ve Osman’dan daha iyi birisine versem ister misin?”

Ömer şaşırdı. Çünkü Ebû bekir’den ve Osman’dan (r.a.) daha yüksek ve daha iyi kimse olmadığını biliyordu.

-“Evet Ya Resulallah.” Dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Ya Ömer, kızını bana ver!” buyurdu.

Bu suretle, Hafsa (r.anha) Ebû Bekir (r.a.) in ve Osman (r.a.) ın ve bütün Mü’minlerin anaları oldu. Bunlar, ona hizmetçi oldu. Ebû Bekir (r.a.) ve Osman (r.a.) birbirlerine daha yakın ve daha sevgili oldular.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Hafsa binti Ömer (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Cennet-ül Baki’ mezarlığı (Osmanlılar zamanındaki hali)

Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha) – 2

Peygamber efendimiz (s.a.v.) hazret-i Hafsa (r.anha) yı bir ara boşadıysa da, Cebrail Aleyhisselam’in işaretiyle tekrar nikahına aldı. Hazret-i Hafsa (r.anha) ayet-i kerime içinde geçip, hakkında hadis-i şerif söylendi.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve selem) kedisine hitaben;

-“Ey Hafsa! Sakın çok konuşma! Allah’ı anmadan çok konuşmak, kalbi öldürür. Allah’ın zikri ile çok konuşmak ise kalbı diriltir.” Buyurdu.

Yine Hazret-i Âişe-i Sıddık ile ikisine;

-“Allah’a tevbe ederseniz kalbleriniz meyl eder.” Buyurdu.

Hafsa (r.anha) Altmış hadis-i şerif bildirdi.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) in sabah namazı için kalktığında abdest aldıktan sonra evinde sabahın sünnetini kıldığını haber vererek hadis kitablarına geçirdi.

-“Peygamber efendimiz (s.a.v.) in oturarak tesbih namazı (nafile) kıldığını görmedim. Ancak vefatından bir sene önce tesbih namazlarını oturarak kılmaya başladı.” Buyurdu.

Peygamberimiz (s.a.v.) Hazret-i Hafsa (r.anha) ya hususi olarak kendisinden sonra hazret-i Ebû Bekir (r.a.) ve hazret-i Ömer (r.a.) in halife olacağını bildirdi.

Hazret-i Hafsa (r.anha), bilgili, iradesi kuvvetli, özü sözü bir idi. Hazret-i Âişe (r.anha), onun hakkında;

-“Hafsa (r.anha) tam manasıyla babasının kızıydı.” Buyurdu.

Dini vecibeleri hakkıyla yerine getirirdi. Geceleri ibadetle geçirir, gündüzleri oruç tutardı. senenin çoğunu oruçlu geçirirdi.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) in nikahıyla şereflendikten sonra dini pek çok hususlara bizzat şahid oldu. Çok bilgili idi.

Abdullah bin Ömer (r.a.), Safiye binti Ebû Ubeyde, ümmü Mübeşşir, Hamza bin Abdullah, harise bin Vehb, Abdurrahman bin haris (Ridvanıllahı teâlâ aleyhim acmain) talabeleri olup, pek çok hususu rivayet edip haber verdi.

Hazret-i Hafsa (r.anha) ya Peygamberimiz vefat edince, Beyt-ül-mal’dan tahsisat ayrıldı.

Hazreti Ömer (r.a.) ın hilafetinde ise kendisine divandan onbin dirhem tahsisat bağlanarak geçindi. Babası şehid olurken, Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) in toplatmış olduğu Kur’an-i kerim’i muhafaza etmekle vazifelendirildi. Osman (r.a.) nın hilafetinde Kur’an-i kerim’in çoğaltılması esnasında muhafaza ettiği nüshayı halife’ye teslim etti.

Devam edecek…

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Hafsa binti Ömer (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Cennet-ül Baki’ kabristanlığı şimdiki hali (yeni resim)

Hazret-i Hafsa binti Ömer (Radiyallah-u anha) – 3

Hazret-i Hafsa (r.anha), 45 (m.665) senesi Şaban ayında Medine-i Münevvere’de vefat etti. Cenaza namazını Mervan Âmil (r.a.) kıldırdı. Ebû Hureyre (r.a.) de cenazayi Bugayre’nin evinden kabristanlığa kadar sırtında taşıyıp, tabutunu bırakmadı. Baki’ kabristanlığında Abdul bin Ömer, Asım bin Ömer, Salim bin Abdullah, Hamza bin Abdullah (Ridvanıllahı teâlâ aleyhim acmain) kabre koyup, defn ettiler.

Peygamberimiz (s.a.v.) den 60 (altmış) hadis-i şerif rivayet etmiş, kendisinden de Buhari, Müslim, Ebû Davud, Tirmizi, Nesei ve İbn-i Maceh hadis nakletmişlerdir.

Rivayet ettiği hadis-i şerfilerden bazıları;

-“Peygamnber efendimiz (s.a.v.) Ramazan’da müezzin ezân okuyunca, yiyip içmeyi keser, iki rekat namaz kılardı.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) yataklarına yattıkları zaman sağ ellerini başlarının altına koyar ve şöyle dua ederdi.

(-“Rabbi kını azâbake yevme teb’-asü bâdeke”)

“Yarrabi insanların ba’s olunacakları günde beni azbdan koru.” (3 defa)

Peygamer efendimiz (s.a.v.) sağ eliye yer, sağ eliyle içer, abdeste, giyinmeye, almaya ve vermeye sağdan başlardı. Bundan başka işlere soldan başlardı.

Birgün Resul-i Ekrem (s.a.v.) elbisesini diz kapaklarının altına kadar sıvayıp istirahat ediyordu. Hazret-i Ebu Bekir (r.a.) gelip izin istedi. Habib-i Ekrem izin verdiler, hallerini değiştirmediler. Sonra Hazret-i Ömer (r.a.) gelip izin istedi. On’a da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Bir gurup Eshab-ı kiram da gelip izin istediler. Onlara da izin verdiler ve hallerini değiştirmediler. Daha sonra Hazret-i Osman (r.a.) gelip izin isteyice Resul-i Ekrem (s.a.v.) hemen toparlandı. Elbisesini düzeltiler.

Hepsi gitikten sonra, R esulullah (s.a.v.) a;

-“Ey Allah’ın Resulü, Hazret-i Ebû Bekir, Hazret-i Ömer ve diğer Eshab-i Kiram geldiler. Durumunuzu değiştirmediniz. Sonra Hazret-i Osman (r.a.) geldi elbisenizi düzeltiniz.” Deyince

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve selem);

-“Meleklerin bile haya ettiği Osman’dan hayâ etmiyeyim mi?” buyurdu.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(1-et-İstiab; sahife, 734)
(2-Usud-el-gabe; cild, 5 sahife, 421, 425)
(3-Sahih-i Buhari; cild. 2 sahife, 725, 768)
(4-Müsned, Ahmed bin Hanbel; cild, 6 sahife, 283)
(5-Tabakat-ı İbn-i Sa’d; cild 8, ahife, 81)
(6-el-İsabe; cild 5, sahife, 273)
(7-Hilyet-ül-evliye; cildi 2, sahife, 50)
(8-Sünen-i Ebû Dâvûd, Zikri Hafsa)
(9-Zerkani, Mevehib-iledünniyr şerhi; cild 3, sahife, 721)
(10-Tam ilmihal Se’deti Enbiyye; sahife, 109)
(11-Eshab-i Kiram; sahife, 342)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Hafsa binti Ömer (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu

Cennet-ül Baki’ Kabristanı (çok eski resim) Osmanlılar zamanındaki hali

Hazret-i Zeyneb binti Huzeyme (radiyallah-u anha);

Resulullah (s.a.v.) in mübarek hanımlarından. Nesebi, Zeyneb binti Huzeyme bin Abdillah bin Amr bin Abdimenaf bin hilal bin Âmir bin Sa’saa el Hilaliyyedir. Lakabi Ümmül mesâkin” dir.

Mü’minlerin annesi Hazret-i Zeyneb (r.anha) önce Hazret-i Abdullah bin Cahş (r.a.) ile evli idi. Abdullah (r.a.) Resulullah (s.a.v.) ın halası Ümeyme’nin oğlu idi. Uhud savaşında şehid oldu. Diğer rivayete göre, ilk önce Tufeyl bin Haris’ın hanımı idi. Tufeyl boşayınca kardeşi Ubeyde bin haris ile evlendi. O da Bedir Savaşı’nda şehid oldu.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) Hazret-i Hafsa (r.anha) dan sonra hicretin üçüncü senesi Ramazan ayında Hazret-i Zeyneb (r.anha) ile evlendi. Kendisine dörtyüz dirhem “mehr” verdi.

Hazret-i Zeyneb (r.anha), İslamiyet’ten önceki devirde fakir, yoksul ve muhtaçlara çok   “m e r h a m e t”ettiği veş e f k a t l ı”  davrandığı, onlara daima yemekler yedirip sadakalar verdiği için “Ümmül mesâkin” (Fakirlerin annesi) lakabiyle tanınırdı.

Çok ibadet yapar, çok sadaka verirdi. Eline geçen mal ve parayı bekletmeden hemen sadaka olarak dağıtır, bizzat fakir ve düşkünleri arar, bulur ve onlara yardım ederdi.

Hazret-i Zeyneb binti Huzeyme (r.anha), Peygamberimiz (s.a.v.) in nikahı ile şereflendikten sekiz ay kadar kısa bir zaman sonra 4 (m. 626) senesi Rebiulâhir ayında otuz yaşlarında vefat etti.

Resulullah (s.a.v.) namazını kıldırtıktan sonra Onu Medine’nin Baki’ kabristanına defnetti.

Peygamberimiz (.a.v.) hayatta iken yalnız Hazret-i Hadice ve Hazret-i Zeyneb vefat ettiler. Resulullah (s.a.v.) ın vefatından sonra ise hanımları arasında ilk vefat eden Hazret-i Zeyneb binti Cahş (r.anha) dır.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Kaynaklar;

(1-el-İsabe cild, 4 sahife, 315)

(2-el-İsabe cilt 4 sahife, 314)

(3-el-İsabe cilt 4, ashife, 312)

(4-Tam ilmihal Se’det-i Ebediye sahife, 1089)

Allah-u Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri Hazret-i Zeynep binti Huzeyme (radiyallah-u anha) nın yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin.

Fuad Yusufoğlu