‘Menkıbeler’ olarak etiketlenmiş yazılar
Abdullah bin Süheyl (Radiyallah-u anhu);
27 Ağustos 2009Sevr dağına tırmanış
Abdullah bin Süheyl (Radiyallah-u anhu);
İlk Müslüman olanlardan. Künyesi Ebû Süheyl’dir. (M. 594 veya 596) senesinde Mekke’de doğdu.
12(M. 683) senesinde Yemâme’de şehid oldu. Annesi, Fahite binti Âmir, babası Süheyl bin Âmr’dır.
Abdullah bin Süheyl (r.a.) İkinci Habeşistan hicretine kadar Müslümanlığını gizledi.
Sonra Habeşistan’a hicret eden kafileye o da iştirak etti. Habeşistan’dan dönüşünde, babası tarafından, hapsedilip, İŞKENCE yapılmış, Müslümanlıktan vazgeçmeye zorlanmıştı. Bu yüzden çok şiddetli eziyet ve sıkıntılara maruz kaldı.
Çaresiz olarak babasının sözüne uymuş gibi göründü. Aslında, istemiyerek İmanını gizlemişti. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in hicreti sırasında o, çaresiz olarak Mekke’de kalmıştı.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Müslümanların çoğunluğu Medine’de bir araya gelmişler, gün geçtikçe güçlenmekte ve durumları iyiye doğru gitmekteydi.
Mekke müşrikleri bunu bir türlü hazmedemiyorlar ve en kısa zamanda, Müslümanları ve İslamiyet’i yok etmek istiyorlardı.
Bu yüzden Bedir muharebesine büyük bir intikam hırsıyla hazırlanmışlardı. Bu Abdullah bin Süheyl (r.a.) in işine yaramıştı.
Bedeni müşrikler arasında ama, ruhu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Müslümanlarla beraberdi. Şirk ve küfür ordusu arasında bulunmak istemiyordu. Ama, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e kavuşmak için bir müddet sabredecekti.
Bu arada babası kendisni zaman zaman kontrol ediyor, fakat Abdullah bin Süheyl (r.a.), iç dünyasında olup bitenleri, ruhunda yaşadığı ve tattığı lezzeti, babasına ve etrfaındakilere asla hisettirmiyordu.
Günler böyle geçti. Babası onda kendine göre anaromal bir durum İslamiyet’e dair bir belirti görmediğinden, artık onun hakkında şüphesi kalmamıştı.
Halbuki o, onların kirli ve insanlıktan uzak dünyasından, Resulullah (Sallalahu aleyhi ve Sellem) in Cennet misali huzurlarına, O’nun mübarek sohbetlerine, Müslümanların o Seadet ve mutluluk dünyasına nasıl kavuşacağının planlarını yapmaktaydı.
Abdullah bin Süheyl (r.a.) sanki başka âlemde yaşamakta, müşriklerden çok çok uzaklarda bulunmaktaydı. Kimsenin O’nun durumundan haberi yoktu.
Müşrikelerin, Müslümanlardan birkaç misli fazla olan küfür ve şirk ordusu Bedir’e varmış, bütün techizatını yerleştirmiş, muharebeye hazır duruma gelmişti.
Mübarezeler karşılıklı tek tek vuruşmalar bitmiş, iki ordu birbirine girmişti. Harb iyice kızışmıştı. Abdullah bin Süheyl (r.a.) için tam zamanı idi. İslam ordusu saflarına geçebilirdi.
Abdullah bin Süheyl (r.a.) günlerden beri hayalı ile yaşadığı dünyanın içine girmişti. Şimdi başka bir hava teneffüs etmeye başlamıştı.
Bu, ruhlara hem gıda ve hem de şifa olan hava idi. O Allah-u Teâlâ’nın sevgilisinin yanında, O’nunla yan yana CİHAD ediyordu. Ne büyük seâdetti. Kıyamete kadar hayırla, duâ ile anılacaklarının arasına girmişti.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Süheyl (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Abdullah bin Ümm-i Mektüm (Radiyallah-u anhu);
29 Ağustos 2009Mescid-i Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bab-üs-Selam kapısı
Abdullah bin Ümm-i Mektüm (Radiyallah-u anhu);
Eshab-i Kiram’ın ilk iman edenlerden. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın İKİNCİ MÜEZZİNİ ve Medine valisidir.
İsmi önceden Husayn iken, Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ‘Abdullah’ olarak değiştirdi. İsminin Amr olduğu da rivayet edilir. Lakabı Ümm-i Mektüm’dur.
Ümmü’l-Mü’minin Hadicetü’i-Kübra (r.anha) nın dayısı Kays’ın oğludur. Annesi Ümm-i Mektüm Âtike binti Abdullah el-Mahzumiyye’dir. Mekke’de bi’setten önce doğdu.
İbni Ümm-i Mektüm (r.a.) Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in İslamiyeti anlatmaya başladığı ilk zamanlarda iman ile şereflenerek Müslüman oldu.
Mekke’de Kafirlerin zulüm ve eziyetleri dayanılmaz hale gelmesi ve Medineli Müslümanlara dini esasları öğretmek için Medine-i Münevvere’ye HİCRET etti.
Âma olup, sesi çok gürdü. Sabah namazında, önce Hazret-i Bilâl (r.a.), sonra İbn-i Mektüm (r.a.) ezan okurdu.
Kafirler ile silahlı mücadele başlayınca gazve ve seriyelerde vazife aldı. Harblere katılıp, gür sesiyle düşmanın moralını bozardı. Bazı savaşlarda Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O’nu Medine-i Münevvere’de vali olarak bırakırdı.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in zamanında onüç defa Medine’de kalıp, valilik ve İmâmlık yaptı.
Hazret-i Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kendisine çok iltifat edip, daima gönlünü alırdı. Medine’de Valilik ve İmâmetle vazifelendirilmesi âmâ haliyle sefer ve muharebelere katılmasının güç olmasındandır.
Bir defasında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) insanlara dinimizin esaslarını anlatırken İbn-i Mektüm (r.a.) yanına geldi. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) meşgüliyetinden, alakalanmakta geç kaldı. Fakat, daha cevap vermeden Kur’an-i Kerim’in sekizinci suresi olan abese suresinin İLK ON AYET-İ KERİMESİ indi.
İlahi emir üzerine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha fazla alakalanıp, iltifatını artırdı.
Hatta O’na;
-“Merhaba! Ey Rabimin bana itab ve ikazında bulunmasına sebep olan kişi.” Diye iltifat edip, yanına oturtur, halini hatırını sorardı. Hane-i seadetine alıp, onunla sohbet ederdi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Abdullah bin Ümm-i Mektüm (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu)- 2
31 Ağustos 2009Mescid-i Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu)- 2
Ebû Râfi (r.a.), İslamın İLK zamanlarında Müslüman olmasına rağmen müşriklerin şerrinden çekindiği için Müslümanlığını açığa vurmamıştı. Bedır muharebesine kadar, olmuş, müşrikler mağlup olarak Mekke’ye dönmüşlerdi.
Ebu Rafi ( r.a ) bu sırada Zemzem kuyusunun yanındaki odasına kendi işi ile uğraşıyordu. Yanında Ümm-i Fadl (r.anha) var idi. Ümm-i Fadl (r.anha) da Müslüman idi.
Bedir Müslümanların, müşrikleri, büyük bir hezimete uğrattıklarını duyunca, çok sevinmişlerdi. Ebu Rafi ile Ümm-i Fadl bu sevinçli haberden konuşuyorlardı. Bu sırada oraya Ebu Leheb gelince, konuşmalarını kestiler.
Ebu Leheb, Bedir gazasına gitmemiş, yerine As bin Hişam bin el Muğire’yi göndermişti. O zamanın adetine göre harbe gitmiyen bir kimse, yerine başkasını göndermesi gerekiyordu.
Ebu Leheb, gelince, kendisine Kureyş’in mağlubiyet haberini verdiler. Bunun üzerine orada bir yerde oturdu. Ebu Rafi (r.a.) ile Ebu Leheb’in sırtları birbirilerine dönük bir vaziyette idi. Ebu Leheb otururken, Ebu Süfyan da Bedir’den dönmüştü.
Bunu görenler,
-“İşte Ebu Süfyan geldi.” dediler.
Ebu Leheb, Ebu Süfyan’a
-’’Ey kardeşimin oğlu! yanıma gel, diye çağırdı. O’ndan, Bedir harbi hakkında bilgi istedi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu)- 3
01 Eylül 2009Cebel-üs Sevr’den Mekke’nin görünüşü
Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu)- 3
-“Anlat bakalım, nasıl oldu’’ diye sual etti.Ebu Süfyan orada bir yere oturdu. Bir çok kimse de ayakta dinliyorlardı.
Ebu Süfyan şöyle anlattı.
-“Hiç sorma, Müslümanlarla karşılaşınca, sanki elimiz kolumuz bağlı idi. İstedikleri gibi hareket ettiler. Bir kısmımızı öldürdüler, bir kısmımızı esir ettiler. Vallahi ben bizimkilerden kimseyi kınayıp, ayıplamıyorum. Çünkü o sırada öyle kimselerle karşılaştık ki, yer ile gök arasında siyah beyaz atlar üzerinde beyazlara bürünmüşlerdi.”
Sessizce onları dinlemekte olan Ebu Rafi (r.a.)
-“Vallahi onlar meleklerdir’’ deyiverdi.
EbuLeheb, ona şiddetli bir tokat vurdu ve kaldırıp yere çarptı. Bir hayli onu dövdü. Bunun üzerine, orada bulunan Ümm-i Fadl (r.anha) odanın direklerinden birini alıp, şiddetle Ebu Leheb ‘e vurdu.
Ebu Leheb’in başından yaralandığını görünce,
-’’Kimsesi yok diye onu güçsüz sandın değil mi?’’dedi.
Ebu Leheb, zelil, hakir ve horlanmış bir vaziyette dönüp, gitti. Yedi gün geçmişti ki, Allahü teala ona, kara kızıl denen bir hastalık verdi.Bu hastalık onu öldürdü. Oğulları onu iki veya üç gece defnetmeden bıraktılar. Nihayet pis bir şekilde kokmaya başladı. Herkes, Ebu Leheb’in yakalandığı hastalıktan, taun’dan kaçar gibi,kaçıyor ve sakınıyorlardı.
Bunun üzerine Kureyş’ten biri, Ebu Leheb’in oğullarına;’
-“Yazık size,utanmıyormusunuz? Babanızı, kokuncaya kadar evde bıraktınız. Hiç olmazsa onu bir yere gömüp kaybedin.”dedi
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu)- 4
02 Eylül 2009Bedir savaşı’nın yapıldığı yer (Bedir şehidliği)
(Bedir Şehidliği) Bedir savaşın yapıldığı yer
Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu)- 4
Oğulları o şahsa şöyle cevap verdiler.
-“Biz ondaki cerahetlenmiş çıban ve sivilcelerden korkuyoruz’’ dediler.
Bu defa adam onlara
-’Siz gidiniz, ben geliyorum, size yardımcı olacağım’’dedi.
Sonra, üçü bir araya geldiler. Onu yıkamadılar. Sadece yanına yaklaşmadan, üzerine su serptiler. Yüklenip, kenar bir yere gömdüler. Leşi görülmeyinceye kadar, üzerine taş attılar. Ebu Leheb böylece ebediyyen azap ve ateşler içerisinde kalacağı yurduna, geçiş alemi olan, karanlık ve Cehennem çukuru kabrine girmiş oldu.
Ebu Rafi (r.a.), Bedir gazasından sonra Medine’ye hicret etti. Daima Peygamber Efendimiz (s.a.v.) le beraber oldu. Resulullah’ın (s.a.v.) himayesinde olup, devamlı sohbetinde bulunan Eshab-ı Suffa arasına katıldı.
Ebû Râfi (r.a.), Uhud ve Hendek gazvelerine iştirak etmiş, Hazet-i Ali (r.a.) nin kumandasında Yemen’e gönderilen Seriyye’de bulunmuş, bu seriyye’de Hazret-i Ali (r.a.) ye yardımcılık vazifesi yapmıştır.
Ebû Râfi (r.a.), Hazret-i Ebû Bekir (r.a.) zamanında mürtedlerle yapılan muharebelerde bulunup, Hazret-i Ömer (r.a.) devrinde de fetihlere iştirask etmiştir.
Hazret-i Osman (r.a.) ın zamanında, kendi halinde sakin bir hayat yaşamış, ilimle meşgül olup, pek çok talebe yetişmiştir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Rafi (Radiyallah-u anhu)- 5
03 Eylül 2009Sevr Mağarası (Sevr Dağı)
Ebû Rafi (Radiyallah-u anhu)- 5
Ebû Râfi (r.a.) Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in sünnet-i seviyesini ve yüksek ahlakını çok iyi bilirdi.
Eshab-i Kiram (r.anhüm), ondan bu konuda çok istifade etmişlerdir. Hatta İbn-i Abbas (r.a.) bir kitap tutup, O’nun bu hususta verdiği bilgileri yazdırmıştır.
Ebû Rafi (r.a.), çok talebesi vardır. Oğullarından, Hasan, Rafi, ubeydullah, Mutemer, torunlarından, Hasan Salim (r.anhüm) ve başkalarından Ata bin Yesar, Süleyman bin Yesar (r.anhüm) bunlardandır. Ebû Rafi (r.a.) den 68 hadis-i şerif rivayet edilmiştir.
Ebû Râfi (r.a.);
-’’Resulullah efendimiz (s.a.v.) abdest aldığı zaman, parmağının tamamen ıslanması için yüzüğünü hareket ettidiğini, bildirmektir.”
Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dan şu hadis–i şerifi nakleder.
-“Sizden birinin kulağı çınlarsa, beni zikretsin ve bana salavat okusun.’’
Allhû teala, Âdem aleyhisselam’a olan ikramdan daha fazlasını Peygamber efendimiz (s.a.v.) ihsan etmiştir. Çünkü Âdem (a.s.) e yalnız isim bilgisi verildi. Peygaber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) isim bilgisi verildikten sonra, bu isimlere ait şahıslar da bildirildi. Ümmetinden ne kadar kişi gelecekse hepsinin suretleri kendisine sunulmuştur.
Bu konuda Ebû Râfi (r.a.) şu hadis-i şerifi bildirir;
-’’Su ile çamur arasıda iken, ümmetimin suretleri bana sunuldu. Âdem (a.s.) bütün isimler öğretildiği gibi bana da bütün isimler öğretildi.’’
Hazret-i Resul-i Erkem’in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mübarek hanımlarından olan Mâriye (r.anha) den İbrahim isminden bir oğlu teşrif etmişti.
Ebû Râfi (r.a.), Resûl-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) e müjde haberini getirdiğinde Peygamber efendimiz, Ebû Râfi (r.a.) e bir köle bağışlamıştır.
Ebû Râfi (r.a.) nin Peygamber efendimizden, rivayet ettiği bir hadis-i şerif şöyledir;
-’’Allahü Teâlanın kullarının en iyisi, borcunu en iyi ödeyenlerdir.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Râfi (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu);
04 Eylül 2009Sevr mağarası (Mekke-i Mükerreme)
Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu);
En önce İman eden Eshab-i Kiram (r.anhüm) dan Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın halası Berre ile Abdül-Esed bin Hilal Mahzumi’nin oğludur.
İsmi; Abdullah’dır. Resulullah (s.a.v.) ın ve amcası Hazret-i Hamza (r.a.) nın Süveybe’den SÜT KARDEŞİDİR. Hanımı Ümmü Seleme (r.anha) dır.
Ümmü Seleme (r.anha) da kocası ile birlikte Müslüman olmuştur. Kocasının vefatından sonra, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) efendimiz ile evlenmek saâdetine kavuşmuş ve mü’minlerin annesi olmuştur.
Ebû Seleme (r.a.) nin Seleme ve Ömer (r.anhüm) adında iki oğlu ile Zeyneb ve Düre (r.anha) adında iki kızı vardır.
Babası ve annelerinin Müslüman olmaları sebebiyle İslami bir terbiye ile büyümüşlerdir.
Hazret-i Abdullah (r.a.) in künyesi, büyük oğlu sebebiyle ‘Ebû Seleme (Selemenin babası)’ dır.
Ebû Seleme (r.a.) Müslüman olduktan sonra Mekke’li müşriklerden çok eziyet, işkence gördü. Bütün bunlara rağmen, imanından ayrılmadı. İmanı uğrunda bütün zorluklara göğüs gerdi. Habeşistan’a ve Medine’ye, hanımı ile birlikte HİCRET etmişlerdir.
Bedir ve Uhud harblerinde akrabaları olan Mahzum oğullarına karşı kahramanca savaştı. Uhud harbinde aldığı yaranın iyileşmemesi sebebiyle hicretin dördüncü (M. 626) yılında şehid oldu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) a Peygamberlik vazifesi verilmiş, Mekke’lileri İslam’a davete henüz yeni başlamıştı.
Hazret-i Ebû Seleme, Ebû Ubeyde bin Haris, Erkam bin Ebül-Erkam ve Osman bin Maz (r.anhüm) ile birlikte, Hazret-i Osman (r.a.) nın Talha, Zübeyr, ve Sa’d bin Ebi Vakkas hazretleri (R.anhüm) nin Müslüman olduklarını işitince, hemen Resulullah (Sallallahau aleyhi ve Sellem) huzuruna vardılar.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Onları İslam dinine davet edip, bir mikter da Kur’an-i Kerim okudu. Hiç duymadıkları bu tatlı sözleri işitir işitmez dördünün de kalblerinde İSLAM NURUR parlayıverdi. Hemen kelime-i Şehadet getirip, MÜSLÜMAN OLDULAR.
O gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın sevinci çok olmuş, MÜSLÜMANLARIN SAYISI 12 ‘YE VARMIŞTI.
Hazret-i Ebû Seleme (r.a.), hemen evine gidip, hanımının da Müslüman olmasını teklif etti. O da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın huzuruna gelip, İLK MÜSLÜMANLARDAN olmakla şereflendi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu)- 3
06 Eylül 2009Ka’be’nin Gül suyuyla yıkanması
Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu)- 3
Hazret-i Ebû Seleme (r.a.), Müslümanlarla Mekke’li müşrikler arasında Bedir’de yapılan ilk harbe katılmış ve çok kahramanlıklar göstermiştir. O, Uhud harbine de katılmıştı. Bu harbin en sıkışık ve kızgın bir anından, müşrik ordusundan Ebu Uşâme el Cuşemi tarafından uzun ve yassı bir demirle pazusundan yaralandı ve cok kan kaybetti. Buna ragmen savaştan geri kalmadı.
Müslümanlar, bir ara müşrikler karşısında çekilmeye başlar gibi oldular. Çünkü Peygamberimizin bir emri yerine tam getirilmemişti. Harp kazanılmış düşmanlar silahlarını ve mallarını Uhud’da bırakıp kaçarken, düşmanı Ayneyn geçişinde bekleyen okcular, yerinden ayrılmıştı.
Bunu fark eden düşman süvarisi saldırıp ganimet toplayan Müslümanlara yaklaştı. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) i öldürmek için çok uğraştılar. Mübarek dişini şehid ettiler.
Müslamlar derlenip toparlanarak, düşmanı kaçırdılar.
Harbin sonunda Hamarâül-Esed denilen yere kadar arkasından kovaladılar. Hazret-i Ebû Seleme (r.a.), Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in de Hamarâül-Esed’e gittiğini haber alınca, yaralı olduğu halde merkebine binerek onlara yetişti.
Onun gibi diğer Müslümanların hepsi yaralanmıştı. Kalbindeki Peygamber (s.a.v.) sevgisi ve Allah yoluna hizmet aşkı, O’nu bu seferden alıkoyamamıştı.
Harb bitince İslam ordusu Medine’ye dönünce, Hazret-i Ebû Seleme (r.a.) de evine geldi. Bir ay kadar yarasının tedavisiyle uğraştı. Fakat farkına varmadan yara içinden iltihaplanmıştı.
Uhud harbinden bir müddet sonra Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hüveylid oğulları üzerine bir askeri birlik gönderdi.
Hicretin dördüncü (M. 626) yılı Muharrem ayında, Beni Esed kolundan Hüveylid oğullarının Medine’ye hücüm etmek için bazı kabileleri teşvik ve tahrik ettikleri haberi alındı.
Necid bölgesinde bulunan Katan havalisinde oturanları, Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile harp etmeye kışkırtıklarından, hemen 150 kişilik bir askeri birlik hazırlandı. Askeri birliğin başına Hazret-i Ebû Seleme (r.a.) yi getirdi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebû Seleme (r.a.) yi çağırıp, sancağı teslim ettikten sonra;
-“Ey Ebû Seleme! Seni bu birliğin başına kumandan tayin ettim. Askerleri alıp götür. Esed oğulları gelip sana kavuşmadan önce, onların yurduna gir ve üzerlerine hücum et! Baskın yapıp mallarına el koy! Sakın Allah-u Teâlâ’nın emirlerine aykırı bir harakette bulunma ve emrindeki askerlere iyi muamele et!” diye tavsiyede bulundu.
Bu orduya , Eshab-i Kiramın meşhürlerinden ve büyüklerinden Ebû Ubeyde bin Cerrah (r.a.) ve Cennetle müjdelenen (Aşere-i mübeşşere’den) Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a.) da ER OLARAK KATILMIŞLARDI.
Hepsi mühacir ve Ensar (r.anhüm) dandır.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu)- 4
07 Eylül 2009Sevr dağına tırmanırkan (Mekke-i Mukarreme)
Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu)- 4
Ebû Seleme (r.a.) ordusu ıssız ve sarp yollardan geçerek Esed oğullarının toplandıkları su başlarında birisi olan Katan’a (Veya Kutna) yaklaştılar. Orada bulunanları hayvanları ile birlikte ele geçirdiler. Ellerinden kaçıp kurtulanlar kaçarak, kalabalık bir İslam ordusunun geldiğini haber verdiler.
Daha sonra katan’a gelince, Hazret-i Ebû Seleme (r.a.) nin ordusu orada Esed oğulları ile karşılaştı. Onları sabahın alaca karanlığında hemen kuşattı. Askerlerine de çok dikkatlı olmalarını kimseyi kaçırmamalarını sıkı sıkı tenbih ettikten sonra hücuma geçti.
Kahraman İslam mücahidlerinin geldiğini gören Esed oğulları darmadağın oldular.
Ebû Seleme (r.a.) ordusu onları bir müddet takip etti. Kavim dağıldıktan sonra, Hazret-i Ebû Seleme (r.a.) ordunun karargahını KATAN SUYU BAŞINDA KURDU. On gün kadar burada kaldı.
Etrafa dağılan askerler, pek çok deve ve koyun toplayarak karargaha getirdiler. Çok miktarda ganimet elde eden Hazret-i Ebû Seleme (r.a.), Medine’ye döndü.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) in emir ve tavsiyelerine aynen uymuş ve kendisine verilen görevi hakkıyla yerine getirmişti. Böylece Uhud harbinden sonra Müslümanlar üzerine saldırmak isteyen düşmanın yuvası dağıtıldı.
Katan seferinden dönünce, Hazret-i Ebû Seleme (r.a.) nin yarası birden bire deşildi ve kendisi yatağa düştü.Tam beş ay, durmadan yarasından kan aktı ve tehlikeli bir hal aldı.
Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) durumdan haberdar olur olmaz, süt kardeşi ve çok sevdiği sahabesinin yanına gittiler.
Ebû Seleme (r.a.), vefat etmek üzere olduğundan, evdeki kadınlar ağlaşmağa başlamışlardı. Vefat edince, gözleri açık kalmış olduğundan, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mübarek elleriyle gözlerini kapayıp hayır duâ etti.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O sırada ağlaşan aile fertlerine de;
-“Siz, kendinize hayırdan başka dua etmeyiniz. Çünkü melekler, ölünün yanında bulunur ve ölü sahiplerinin söylediklerine ‘AMİN’ derler.” Diyerek, onların ağlayıp feryat etmemelerini emir buyurdu.
Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebû Seleme (r.a.) için şöyle duâ etti;
-“Ey Allahım! Onun kabrini genişler ve rahat kıl. Oarda onun için aydınlık yap ve nurunu çoğalt! Günahını affet. Hidayete kavuşanlar arasındaki derecesini yücelt, yükselt. Onun arkasında bıraktıklarına da sen halef (vekil) ol. Bizi de, Onu da mağfiret eyle! Ey âlemlerin Rabbi olan Allahım!”
Sonra da;
-“Muhakkak ki, ruh çıktığı zaman, göz onu takip eder, Ölünün iki gözünün yukarıya doğru dikildiğini görmediniz mi?” buyurdu.
Daha sonra Ebû Seleme (r.a.) nin cenazesi Âliye mevkiinde bulunan kuyu sularıyla yıkandı ve Medine kabristanına defnedildi.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu
Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu)- 5
08 Eylül 2009Cennet-ül Baki’ kapısı Mescidi Nebevvi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu)- 5
Hazret-i Ebû Seleme (r.a.) nin ölümü hakkında hanımı Ümmü Seleme (r.anha) diyor ki;
-“Ebû Seleme (r.a.) vefat ettiği zaman;”
(-“Gurbet elde ölen bir gariptir. Muhakkak ki, ona dillere destan olacak bir ağlayışla ağlayacağım!”) deyip ağlamak için hazırlanmıştım.”
-“O sırada, Medine köylerinden bir kadın da gelip ağlamada bana yardımcı olmak isteğince,”
Kendisini Resülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşıladı ve iki kerre;
“Sen, Allahü teâlâ’nın şeytanı çıkarmış olduğu bir eve, onu tekrar sokmak mı istiyorsun?” buyurdu.
-“Bunun üzerine ben de ağlamaktan vazgeçtim.”
Hz. Ebü Seleme’nin fazileti, imanı uğrundaki gayreti ve fedakarlığı (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
-“Hanımı Ümmül Seleme (r.anha) şöyle bildiriyor.”
-“Bir gün Ebü Seleme (r.a), Resülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ın sohbet meclisine gitmiş ve buradan son derece sevincli olarak dönmüştü.
Bana dedi ki:
-“Bugün Resül-i Erkem efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) den, beni çok sevindiren bir hadis-i şerif duydum. Buyurdu ki:
-”Müslümanlardan herhangi birisi, bir belaya uğrar da (innâ lillahi ve innâ ileyhi râciüm) der ve sonra;”
(-“Ey Rabbim, bu uğradığım müsübetin mukafatının ihsan et ve beni ondan daha hayırlısına kavuştur?”) diye dua ederse, Allahü teâlân onun duasını kabul eder.”
Mü’minlerin annesi olmak şerefine kavuşan Ümmü Seleme (r.anha) bu hadis-i şerif hakkında şöyle diyor:
-“Bu hadis-i şerifi, bizzat Hazret-i Ebü Seleme’den ezberledim. O, vefat ettiği zaman,”
Ben de;
-“ İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râciün” dedim ve şöyle dua ettim: (-“Ya Rabbi! Uğradığım felaketin ecrini ihsan et! Beni, Ebü Seleme’den daha hayırlısına kavuştur!”). Sonra kendime geldim.”
Ve;
-“Resulallhın Sahâbisi Ebü Seleme (r.a.)den daha hayırlısı nerede? O, ailesi ile Resülallah (s.a.v.) imân eden ilk hânedir, dedim.”
-“Bunu söyledikten bir müddet sonra, evimize Resülallah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) efendimiz teşrif edip, içeriye girmek için, bizden izin istedi o sırada ben bir hayvan derisini dabağlamakla meşguldüm. Ellerimi yıkatıdıktan sonra Resulallh (Sallallahu aleyhi ve Sellem)ı karşılayarak içeri aldım.İçi lifle dolu bir şilte takdim ederek oturmasını rica ettim. Hemen oturup söze başladı ve benimle evlenmek için tâlip olduğunu anlattı.”
Resülallah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) efendimiz sözünü bitirdikten sonra dedim ki:
-“Ben de istenecek ne var? Ben kıskanç bir kadınım. Kimbilir, belki istemiyerek uygunsuz bir şey söylerim veya yaparım da, sizi incitmek süretiyle Allahü teâla’nın azabına üğrarım. Sonra ben, yaşımı başımı almış bir kadınım. Başımda çoluk çoçuğum var?”
Buna karşı Resülullah(Sallallahu aleyhi ve Sellem):
-“Kıskançlığınızdan endişe etmeyiniz. Onu Cenab-ı Hak, kalbinizden getirecektir. Yaşanızın büyüklüğüne gelince, bende öyleyim. Senin çoluk çoçuğun ise benim çoluk çoçuğum demektir” buyurdular.
Bunun üzerine, Resülallahın arzusunu kabul ettim ve onunla evlendim. Cenab-ı Hak bana Ebü Seleme’den (r.a) daha hayırlısı olan Resülallah, (s.a.v) efendimizi hsan etmişti. Böylece çoçukların da, O’nun feyizli kuçaklarında büyüdü.
İslam âlimleri ansiklopedisi
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Seleme bin Abdülesed (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin
Fuad Yusufoğlu










