Tasavvuf « بسم الله الرحمن الرحيم

Açıklama:
Bu sitedeki yazılardan "TASAVVUF" kategorisine ait olanlarının tümü aşağıdaki alt guruplar altında toplanmıştır. Kırmızı başlıklar o alt gurupların etiketleridir. Altlarında ikişer tane en son yazılar bulunmaktadır. Bir etiket altındaki yazıların tümü için kırmızı başlıklara tıklamalısınız.

» Takva

Ammar bin Yâser (Radiyallah-u anh)- 4

Revda-i Muttahhara (Medine-i Münevvere)

Ammar bin Yâser (Radiyallah-u anh)- 4

Gayet beliğ (açık) ve veciz hitabete sahipdi. Namazına çok dikkat ederdi. Hiçbir namazını kazaya bırakmazdı.

Öyle ki,

Bir gün su bulunmayan yerde gusül abdesti almak icab edince, yerlerde sürünerek Teyemmüm yapmış ve namazını edâ etmiştir.

Fitne ve fesaddan çok sakınmasına rağmen kendisini fitne ve fesadın içinde bulmuştur.
Kİ,
BU DA İLAHİ BİR İMTİHANDIR.

Ammâr bin Yâser (r.a.), Hadis-i şerifleri en doğru bilenler arasında sayılmaktadır.

Şöhretini dünyaya düşkün olmamasına ve haramlardan sakınmasına, insanlar üzerinde bıraktığı itimada, dâvâsına sadakatle bağlılığına borçudur.

Hazet-i Ammâr (r.a.), uzun boylu, buğday tenli, aksakallı idi. Başının tepesi saçsız NUR YÜZLÜ bir zât idi.

Sahabe ve tabi-inden bazısı Ammâr (r.a.) dan hadis-i şerif rivayet etti. Hazret-i Ali (r.a.), İbn-i Abbas (r.a.), Oğlu Muhammed (r.a.) bunlardandır.

İbn-i Abbas (r.a.) ın rivayetine göre;

-“Hiç (evvelce) küfürlü ölü olup, (sonra) kendisini hidayetle diriltiğimiz ve ona insanlar arasında da bir nur (iman) verdiğimiz kimse; karanlıklar içinde (küfürde) kalmış olan ve ondan bir türlü çıkamayan kimse gibi olur mu?” Ayet-i Celilesinde karşılaştırılan iki kişiden İlki Ammâr bin Yâser (r.a.), İkincis, Ebû Cehl’dir.

Hazret-i Ammâr (r.a.) ın faziletleri çoktur. Hakkında Hadis-i şerifler vardır.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Ammâr’a düşman olana Allah-u Teâlâ düşman olur. O’na buğzedene Allah-u Teâlâ buğzeder.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Cennet; Ali, Ammâr, Selman ve Bilal’i şiddetle arzu etmektedir.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Her Peygamberin seçkin yardımcısı ve yakınları yedidir. Benim ki ONDÖRTTÜR. Bunlar; Hamza, Ca’fer, Ebû Bekir, Ömer, Ali, Hasan, Hüseyin, Abdullah bin Mes’ud, Selman, Ammâr, Ebû Zer, Huzeyfe, Mikdâd ve Bilâl’dır.”

Resul-i Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den 62 Hadis-i şerif rivayet etmiştir. Sahih-i Buhari ve Müslüm de 7 Hadis-i vardır.

Ammâr bin Yâser (r.a.) in bilinen çocukları Muhammed bin Ammâr (r.a.) ile Ümmü’l Hakem (r. Anha) adında bir kızıdır. Oğlu Muhammed bin Ammâr bin Yâser (r.a.), hadis ilminde sika (güvenilir sağlam) sayılmaktadır.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ammar bin Yâser (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Ebû Zer Ğıfâri (Radiyallah-u anh)- 16

Sevr mağarası yolu (Mekke)

Ebû Zer Ğıfâri (Radiyallah-u anh)- 16

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Susmayı tercih et sadece hayır söyle, bu şeytanı senden uzaklaştırır dine uymakta sana yardımcı olur.” Buyurdu.

Ben;

-“Biraz daha Ya resulallah.” Dedim.

Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem);

-“Cihad et, çünkü cihad ümmetimin zühdü’dür.” Buyurdu.

Ben;

-“Biraz daha Ya resulallah.” Dedim.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Miskinleri (fakirleri) sev onlarla bulun.” Buyurdu.

Ben;

-“Biraz daha Ya Resulallah.” Dedim.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Kendinden aşağı olanlara bak, senden üstün olanlara bakma, çünkü içinde bulunduğun hal senin için ni’mettir.” Buyurdu.

Ben;

-“Biraz daha Ya Resulallah.” Dedim.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Akrabanı ziyaret et, onlar seni ziyaret etmeselerde.” Buyurdu.

Ben;

-“Biraz daha Ya Resulallah.” Dedim.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Allah-u Teâlâ’ya itaat et, kınayanların kınamasına aldırma.” Buyurdu.

Ben;

-“Biraz daha Ya Resulallah.” Dedim.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Acı da olsa Hakkı söyle.” Buyurdu.

Ben biraz daha istedim.”

Sonra da elini göğsüme koydu ve şöyle buyurdu;

-“Tedbir almak gibi akıllılık yoktur. Haramlardan el çekmek gibi vera yoktur. Güzel ahlak gibi de soyluluk yoktur.” Buyurdu.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Zer Ğıfâri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

» Zikir

Zikrin hakikati- 3

Bor-e Veysike (Nusaybin) Çağ-Çağ nehri

Zikrin hakikati- 3

Fena ve yokluk makamına ulaşmayan, bu haller ve keşiflere kavuşmayan kimseyi zikir kaplarsa, bu da “Kimyay-i Saadet “ olur. Çünkü zikir kaplayınca, muhabbet ateşi o kimseyi istila eder. Hatta öyle olur ki, Allah-u Teâlâ’yı bütün dünyadan ve içinde olanlardan daha çok sever.

Saâdetin aslı, ölümle Allah-u Teâlâ’ya dönerkendir. Allah-u Teâlâ’yı müşâhede lezzetinin kemali, muhabbet niktarıncadır. Mahbubi dünya olanlar, yâni dünyayı sevenler, dünyaya aşık oldukları için ondan ayrılırken üzülür ve yanarlar, Müslümanlık ünvanında bunu anlatmıştık.

Bir kimse çok zikir eder de, sofilerde hasıl olan hallerden bir şey hâsıl olmazsa, ye’se düşmemelidir. Çünkü saâdete kavuşmak yalnız bununla değildir.

Kalb zikir nuru ile süslenince saâdetin en büyüğü ele geçmiş demektir. Bu dünyada görülmezse, öldükten sonra görülür. Kalbi Allah-u Teâlâ ile bulundurmak için, onu daima murakabe etmelidir. Hiç unutmamalıdır.
Çünkü devamlı Allah-u Teâlâ’yı zikretmek, hatırlamak, Allah-u Teâlâ’nın melekûtundaki şaşılacak hâllerin anahtarıdır.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Cennet bahçelerinde durup seyretmek isteyen,Allah-u Teâlâ’yı çok zikretmelidir.” bn Ebi Şeyba Musannaf. Taberâni)

Kısaca bu anlattıklarımızdan, bütün ibadetlerin özünün “zikir” olduğu anlaşıldı.

Hakiki zikir, bir emir veya yasakla karşılaştığı zaman Allah-u Teâlâ’yı hatırlamaktır. Günah ise elini çekmeli, emir ise, yapmalıdır. Eğer zikri bunu yaptırmiyorsa, hayâldir ve işin aslını anlamamıştır.

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri ve kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Salih kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Zikrin hakikati- 2

İki suyun birleştiği yer (Nusaybin)

Zikrin hakikati- 2

Allah-u teâlâ’nın öyle âlemleri vardır ki, bizim onlardan hiç haberimiz yoktur. Onlar bizim için yok sayılır.

Bizim için var olanlar, haberimiz olan şeylerdir. Bizim bildiğimiz âlemleri bir kimse unutursa, onlar da yok olur.

Kendi benliğini unutursa, o da kendisi için yok olmuş olur. Allahu- Teâlâ’dan başka onunla bir şey kalmasa, onun varlığı Hakla olur.

Şöyle ki;

Baktığın zaman göklerden, yerden ve onlarda bulunanlardan fazlasını görmezsen, âlem bundan fazla değildir, hepsi budur, dersin.

Bu kimse de Allah-u Teâlâ’dan başka bir şey görmezse, her şey O’dur. O’ndan başkası yoktur, der.

Bu makamda bulunmakla, onunla Allah-u Teâlâ arasında (manevi) uzaklık kalkar ve beraberlik hasıl olur. Bu tevhid âleminin ve vahdaniyetin başlangıcıdır.

Ancak ayrılığı bilirse, fark ederse, onu Allah-u Teâlâ’dan uzak eder. O ise bunu anlamaz. Çünk ayrılığı iki şey’i bilen kimse bilir. Kendini ve Allah-u Teâlâ’yı.

Bu ise bu halde iken kendini bilmiyor, birden başka bir şey tanımıyor. Ayrılığı nasıl bilsin?

Bu dereceye ulaşınca melekûtta olanlar ona gösterilmeye başlar. Meleklerin ve Peygamberlerin şekillerini güzel sûretlerde ona gösterirler. Allah-u Teâlâ’nın dilediği her şey görünmeye başlar.

Öyle büyük hallere kavuşur ki, anlatmaya gelmez. Kendine gelince, bazen vaki olanların eserleri, kendisinde kalır ve o halleri istemesi kendisini kaplar.

Dünya ve dünyada olanlar, insanların bulunduğu yerler,şey’ler kalbine iyi gelmez, insanlar arasında bulunduğu halde, kalben onlardan uzak olur.

Dünya işeri ile meşgül olanların hallerine şaşar. Onlara rahmet nazarı ile bakar. Çünkü, ne büyük bir işten mahrum kaldıklarını bilir. İnsanlar ise, onun dünya ile meşgül olmamasına gülerler. Hattâ yakında aklını kaçıracağını sanırlar.

Devam edecek…

Kimyay-i saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Dilleri ve kalbleri her zaman zikir’le iştigal eden Salih kullarından eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

» Zühd

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 5

Revda-i Mutahhara (Medine-i Münevvere)

Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha)- 5

Hazret-i Ali (r.a.) bunu işitince mübarek gözleri yaşla doldu;

-“Ya Ebû Bekir Ateşimi ziyade ettin. O’na benden başka rağbet eden yoktur. Lâkin ELİMİN DARLIĞI buna mânidir.” Dedi.

Ebû Bekir (r.a.);

-“Böyle söyleme Allah-u Teâlâ ve Resulü (s.a.v.) nün yanında DÜNYA BİR ŞEY DEĞİLDİR. Buna fakirlik mâni olamaz. İmâm-i Ali (Kerememallah-u vechü) devesini çözdü hanesine geldi.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) Ümmü Seleme (r.anha) nin evinde idi. Nalini giyip kapıyı çaldı.

Ümmü Seleme (r.anha) ye Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Kapıyı aç, gelen o kimsedir ki, Allah’ı ve Resulü (s.a.v.) nü sever. Onlar da O’nu severler.”

Ümmü Seleme (r.anha);

-“Yâ Resulullah (s.a.v.) kimdir ki hakkında böyle şehadet edersin?” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Kardeşim Ali’dir.” Buyurdu.

Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor;

-“Süratle kapıya gittim. Az kaldı, yüzüm üzere düşecektim. Kapıyı açtım. Ben hareme girmeyince içeri girmedi.”

Sonra girip;

-“Esselamü aleyke yâ Resulullah ve berekâtüh” dedi.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Ve aleykesselam ve rahmetullahi ve berekâtüh” diye cevap buyurdu.

Resulullah (s.a.v.) yanında yer gösterdi. İmâm-i Ali (r.a.) mahcup vaziyette başını aşağı eğip oturdu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki;

-“Yâ Ali! Öyle zanederim ki bir muradın var. Lâkin söylemeğe hicab edersin. Hicab etme. Her ne dilersen söyle Maksûdun hâsıl olur.”

İmâm-i Ali (r.a.);

-“Ya Resulullah! (s.a.v.) anam ve babam sana feda olsun…

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Fatima-tüz Zehra (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Ammar bin Yâser (Radiyallah-u anh)- 4

Revda-i Muttahhara (Medine-i Münevvere)

Ammar bin Yâser (Radiyallah-u anh)- 4

Gayet beliğ (açık) ve veciz hitabete sahipdi. Namazına çok dikkat ederdi. Hiçbir namazını kazaya bırakmazdı.

Öyle ki,

Bir gün su bulunmayan yerde gusül abdesti almak icab edince, yerlerde sürünerek Teyemmüm yapmış ve namazını edâ etmiştir.

Fitne ve fesaddan çok sakınmasına rağmen kendisini fitne ve fesadın içinde bulmuştur.
Kİ,
BU DA İLAHİ BİR İMTİHANDIR.

Ammâr bin Yâser (r.a.), Hadis-i şerifleri en doğru bilenler arasında sayılmaktadır.

Şöhretini dünyaya düşkün olmamasına ve haramlardan sakınmasına, insanlar üzerinde bıraktığı itimada, dâvâsına sadakatle bağlılığına borçudur.

Hazet-i Ammâr (r.a.), uzun boylu, buğday tenli, aksakallı idi. Başının tepesi saçsız NUR YÜZLÜ bir zât idi.

Sahabe ve tabi-inden bazısı Ammâr (r.a.) dan hadis-i şerif rivayet etti. Hazret-i Ali (r.a.), İbn-i Abbas (r.a.), Oğlu Muhammed (r.a.) bunlardandır.

İbn-i Abbas (r.a.) ın rivayetine göre;

-“Hiç (evvelce) küfürlü ölü olup, (sonra) kendisini hidayetle diriltiğimiz ve ona insanlar arasında da bir nur (iman) verdiğimiz kimse; karanlıklar içinde (küfürde) kalmış olan ve ondan bir türlü çıkamayan kimse gibi olur mu?” Ayet-i Celilesinde karşılaştırılan iki kişiden İlki Ammâr bin Yâser (r.a.), İkincis, Ebû Cehl’dir.

Hazret-i Ammâr (r.a.) ın faziletleri çoktur. Hakkında Hadis-i şerifler vardır.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Ammâr’a düşman olana Allah-u Teâlâ düşman olur. O’na buğzedene Allah-u Teâlâ buğzeder.”

Yine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Cennet; Ali, Ammâr, Selman ve Bilal’i şiddetle arzu etmektedir.”

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Her Peygamberin seçkin yardımcısı ve yakınları yedidir. Benim ki ONDÖRTTÜR. Bunlar; Hamza, Ca’fer, Ebû Bekir, Ömer, Ali, Hasan, Hüseyin, Abdullah bin Mes’ud, Selman, Ammâr, Ebû Zer, Huzeyfe, Mikdâd ve Bilâl’dır.”

Resul-i Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) den 62 Hadis-i şerif rivayet etmiştir. Sahih-i Buhari ve Müslüm de 7 Hadis-i vardır.

Ammâr bin Yâser (r.a.) in bilinen çocukları Muhammed bin Ammâr (r.a.) ile Ümmü’l Hakem (r. Anha) adında bir kızıdır. Oğlu Muhammed bin Ammâr bin Yâser (r.a.), hadis ilminde sika (güvenilir sağlam) sayılmaktadır.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ammar bin Yâser (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

» Tevbe-i Nasuh

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 11

Ravda-i Muttahhara (Medine-i Munevvere)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 11

Rahmet melekleri;

-“Bu adam candan tevbe ederek geldi.” Dediler.

Azab melekleri;

-“Bu adam hiçbir iyilik işlememiştir.”

Dediler.

-“Bunun üzerine insan kıyafetinde bir melek bunların yanına geldi.”

Melek şöyle dedi;

-“İki taraftaki mesafeyi mukayese ediniz. Hangi tarafa daha yakın ise adam o tarafındır.”

Mesafeyi ölçtüler.

-“Adamı varacağı yere daha yakın buldular. Bundan dolayı onu RAHMET MELEKLERİ aldılar.”

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu) rivayetinde Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Eshabıma dil uzatmayınız. Allah-u Teâlâ’ya yemin ederim ki, sizden biriniz Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshabımdan birinin bir müd (875 gr.) hatta yarım müd sadakasına yetişemez.”

Ebû Said’i Hudri (r.a.) nin âzâd ettiği bir kimse anlatır;

-“Ben, Ebû Said (r.a.) ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) mescide girmiştik. Birisi mescidin ortasında dizlerini karnına yapıştırarak parmaklarını kenetlemiş, mescidin ortasında oturuyordu. Hazret-i Pygamber (s.a.v.) işaret etti ise de o kimse işareti fark etmedi.”

Bunun üzerine Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ebû Said (r.a.) e dönerek;

-“Herhangi biriniz, parmaklarını kenetlemesin. Çünkü parmakları kenetlemek şeytanın işidir. Biriniz mescide bulunduğu müdetçe, mescidden çıkıncaya kadar namazda sayılır.” Buyurdu.

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu) rivayetinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Sizden biriniz esnediği zaman, elini ağzına koysun. Çünkü şeytan ağzınıza girer.”

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu) rivayetinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Allah için tevazu edeni Allah’u Teâlâ yükseltir. Kibir edeni de Allah alçaltır. Allah’ı çok zikredeni Allah-u Teâlâ sever.”

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 10

Bab-üs-Selam kapısı (Mescid-i Nebevvi)

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu)- 10

Yine Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu) rivayetinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Sünnete uygun olarak ezan okuyan müezzinin sesini duyan, insan ve cinler, taşlar, tuğlalar, kıyamet günü o Müezzin için şehadet ederler.”

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu) rivayetinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki;

-“Bir kimse, hoşlandığı bir ruya görürse, o, Allah’tandır! Allah’a Hamdetsin. Onu sevdiği kimseye anlatsın. Sevmediği bir ruya görürse, o da şeytandandır!. Şeytanın şerrinden Allah’a sığınsın. Bu ruyasını da hiç kimseye anlatmasın. Böyle yaparsa, görmüş olduğu KÖTÜ RUYA KENDİSİNE ZARAR VERMEZ.”

Ebû Said-i Hudri (Radiyallahu anhu) rivayetinde Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki;

-“Sizden evvelkiler içinde bir adam vardı. DOKSAN DOKUZ KİŞİ ÖLDÜRMÜŞTÜ.

Sonra;

-“Dünyanın en büyük âlimi kimdir?”

Diye soruşturdu.

-“O’na bir rahip gösterildi.”

Bunun üzerine rahibin yanına gitti.

-“Doksan dokuz adam öldürdüm, tevbe etsem kabul olur mu?” Diye sodu.

Rahip;

-“Tevben kabul olunmaz.”

Dedi.

-“Bunun üzerine o adam, rahibi de öldürdü. O’nunla yüzü doldurdu. Sonra yeryüzünün halkının en büyük âlimini sorup soruşturdu.”

O’na;

-“Âlim bir kimseyi tavsiye ettiler.”

Âlim’e sordu;

-“Yüz adam öldürdüm. Tevbe etsem kabul olur mu?”

Âlim;

-“Evet, seninle tevbe arasına kim engel olabilir? Filan yere git, Orada Allah-u Teâlâ’ya ibadetle meşgül olan insanlar vardır. Onlarla beraber Allah-u Teâlâ’ya ibadet et. Memlekitine dönme. Zira orası fena bir yerdir.” Dedi.

Bunun üzerine adam yola çıktı.

-“Yarı yola vardığında öldü. Rahmet melekleri ile azab melekleri bu adam hakkında münakaşa ettiler.”

Devam edecek….

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Ebû Said-i Hudri (Radiyallah-u anhu) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

» Murakabe

Sıddık’ların murakabeleri

dsc08328-fuadyusufoglu-girnavas.JPG

Girnavas Şelalesi (Nusaybin)

Şibli (r.a.), Süfyan-i Servi (r.a.) nın yanına geldi. Kendisini murakabeye oturmuş, sesiz, haraketsiz bir halde gördü. Vucudunun bir kılı bile kımıldamıyordu.

Şibli (r.a.):

-“Bu güzel murakabeyi kimden öğrendin?” dedi.

Süfyan-i Servi (r.a.):

-“Kediden öğrendim. Onu bir fare deliğinin ağzında, benim bu halimden daha haraketsız avını kollarken gördüm.”dedi.

Amellerden sonra yapılacak muhasebedir. Her gün yatarken, o gün yaptığı işler için nefsi hesaba çekmeli, Sermayeyi kardan ve zarardan ayırmalıdır.

Sermaye farzlardır. Kar da sünnettir ve nafilelerdir. Ziyan ise günahlardır. İnsan ortağına aldanmamak için onunla hesaplaştığı gibi, nefse karşı daha uyanık davranmak lazımdır.

Fakat insanlar, kendilerini hesaba çekmiyorlar. Eğer her gün günah işlediğinde odasına bir taş koysa, kısa zamanda dolardı.

Eğer omuzlarımızdaki katib melekler, her günahı yazmak için ücret isteselerdi, malımızın hepsini vermemiz lazım gelirdi.

Fakat Gaflet ile, çeşitli düşünceler ile bir kaç subhanallah desek, tesbihi alır, sayarız ve yüz kere söyledik deriz de her gün boşuna nice şeyler söyleriz bunları saymayız.

Kimya-yi Saadet (İmam-i Ğazali)

Allah-u Teâla hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri hesaba çekilmeden önce kendilerini hesaba çeken kullarından eylesin. AMİN…..

Fuad Yusufoğlu

Muhasabe ve murakabe

Girnavas mevkii – Cin tepesi – (Nusaybin)

Allah’u Teala (c.c.) buyuruyor ki:

-”Kiyamet günü terazı kuracağım. O gün kimseye zülüm edilmiyecektır. Herkes dünyada yapmış olduğu zerre kadar iyilik ve kötülüklerini meydana çıkarıp teraziye koyacağım. Herkesin hesabını yapmağa yetişirim…”(Enbiye 47)

Allah’u teala buyuruyor:

Ey İman edenler, sabrediniz, nefsin arzularını haramlardan elde etmemeye uğraşınız. Ve bu cihad de sebat ediniz. (Ali İmran 200 )

Bunun içindir ki:

Basiret sahibleri ve din büyükleri bu dünyaya ticaret için geldiklerini ve burada nefisle alışverişte olduklarını anlamışlardır. Bu Ticarettin kazancı cennet tir, Ziyanı de cehennem dir.

Murakabe:

Nefsi kontrol etmektir. Ondan gafil olmamaktır.

İnsanlar birbirlerinin dışını görürler. Allah’u teala hazretleri (c.c.) ise: hem dışını hem de içini görür. Bunu bilen ve kalbinde bu marifettin galip olduğu kimsenin işleri ve düşünceleri edepli olur. Zaten buna inanmıyan kafirdir. İnanıp da muhalafet etmek ise büyük cesarettir.

Allah’u teâlâ Hazretleri (c.c.) buyurdu:

-”Ey insan seni her an gördüğümü bilmiyormusun? (Alak ; 14.)

Bir Habeşi Resulullah ‘ın (s.a.v.) huzuruna gelip :

-”Çok günah işledim, tövbem kabul olurmu? Dediğinde

Resülullah Sallallahu aleyhi ve sellem;

-”Evet” olur.” buyurunca :

Habeşi :

-“O günahları işleyince O görüyormuydi ?

Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem;

-”Evet” buyurunca

Habeşi bir Ah çekti ve yıkılıp can verdi.

Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

-“Allah’u teala yı görür gibi ibadet ediniz, siz onu görmiyorsanız, O sizi göriyör.”

Mısır Maliye nazırının zevcesi olan Züleyha :Yusuf (a.s.) i kendisine çağırınca önce kalkıp büyük sandığı bir heykelin yüzünü örttü

Yusuf Aleyhis selam;

-“Bunu niçin örtün.”dedi

Zeliha;

-“Ondan utandığım için “ dedi.

Yusuf Aleyhis selam;

-“Sen bir taş parçasından utanıyorsın da, ben yerleri ve yedi kat gökleri yaratan Rabımın görmesinden utanmazmıyım?” Buyurdu .

Abdullah bin Zeyd (r.a.) a;

-”Kendi halını düşünüp, insanlarla uğraşmıyan bir kimse tanıyormusunuz?” Dediler.

Abdullah Bin Zeyd (r.a.):

-”Bir kimse tanıyorum şu anda gelir.” buyurdu.

O sırada Utbet-ül Ğulam (r.a.) içeri girdi;

-”Yolda kimleri gördün ? deyince

Utbet-ül Ğulam (r.a.);

-“Kimseyi görmedim”dedi

Halbuki çarşıdan geliyordu.

Şibli (k.s.), Süfyan-ı Sevri (r.a.) nın yanına geldi, kendisini Murakkaba ya oturmuş, sesiz, haraketsiz bir halde gördü. Vucudunun bir kılı bile kımıldamiyordu.

-”Bu güzel murakkabayı kimden öğrendin? diye sorunca

Süfyan-i Sevri (r.a.);

-“Kediden öğrendim. Onu bir fare deliğinin ağzında, benim bu halimden daha haraketsiz avını kolarken gördüm.” Dedi.

Amellerden sonra yapılacak muhasebede Her gün yatarken, o gün yaptığı işler için nefsi hesaba çekmeli Sermayeyi kâr den ve zarar den ayırmalıdır.

Sermaye; Farzlardır,

Kâr da; Sünetlerdir, ve nafilelerdir.

Ziyan ise; Günahlardır. İnsanın ortağına aldanmamak için onunla hesaplaştığı gibi nefse karşı daha uyanık davranmak lazımdır.

İbn’i Samed (r.a.) büyüklerden idi;

Altmış hicri senelik hayatı’nın hesabını yaptı Yirmi bir bin beşyüz gün idi

-“Ah her gün, en az bir günah yapmış isem yirmi bir bin beş yüz günahtan nasıl kurtulurum, halbuki öyle günlerim oldu ki: yüzlerce günah işledim.” diye bir feryad edip yıkıldı, baktılar ki ruhunu teslim etmişti…

Fakat insanlar, kendilerini hesaba çekmiyorlar. Eğer her gün bir günah işlediğinde odasına bir taş koysa kısa zamanda dolardı.

Eğer;

omuzlarımızdeki katib melekler her günah yazmak için ücret isteseler di malımızın hepsini vermemiz lazım gelirdi .

Fakat gafletle çeşitli düşüncelerle birkaç sübhanallah desek tesbihi alır, sayar ve yüz kere söyledik deriz de hergün boşuna nice şeyler söyleriz bunları saymayız, dille almayız saymış olsak da hergün binleri aşar, sonra da terazide sevap kefesinin ağır basacağını umarız……

İmam-i Gazali (kimya-yi Saadet.)

Allah-u Teala hazrertleri bizleri ve sizleri Hesaba çekilmeden, hesabımızı kendimizin yapmayı, tekrar günah işlemeyen ve tövbe-i nasuh la tövbe eden kullarından eylesin…Amin…

Fuad Yusufoğlu

» Sabır

Sümeyye binti Habbat (Radiyallah-u anha);

Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem’in doğduğu ev

Sümeyye binti Habbat (Radiyallah-u anha);

İslam’da İLK ŞEHİD OLAN HATUN. Meşhur Sahabi Ammâr bin Yâsir (r.a.) in annesidir.

Hazret-i Sümeyye (r.anha), Ebû Cehil’in amcası Ebû Huzeyfe bin Muğire’nin cariyesi idi. Ebû Huzeyfe bin Muğire’nin yanında çalışan Yâser bin Ammar ile evlendirdi. Bu evlilikten Ammar (r.a.) doğdu. Bunun üzerine Ebû Huzeyfe Hazret-i Sümeyye (r.anha) yi âzad etti.

Hazret-i Sümeyye (r.anha) İLK MÜSLÜMANLARDANDIR. Mekke’de Müslüman oldu. İlk İslam’a giren KADINLARIN YEDİNCİSİDİR. Hazret-i Yâsir (r.a.), zevcesi Sümeyye (r.anha), imanlarından vazgeçmeleri için, başta Mahzum oğulları olmak üzere, Kureyş müşriklerinin en ağır işkencelerine uğradılar.

Fakat onlar, imanlarından ve dinlerinden ASLA VAZGEÇMEDİLER. Bütün bu sıkıntılara metanetle sabır ettiler.

Mekke’de Yâsir ailesinin kendilerine sahip olacak, onları koruyacak kimseleri yoktu. Bu yüzden onlara daha serbest eziyet yapıyorlardı. Hatta bir defasında, Yâsir ailesi ve diğer kimsesiz Müslümanlara, zırh giydirip, altta kızgın kum, üstte yakıcı güneş arasında bıraktılar. Bir gün yine Yâsir (r.a.) e, zevcesi Sümeyye (r.anha) ye, oğulları Ammar ve Abdullah (r.anhüm) a “Bahta” denilen yerde işkence yapıyorlardı.

Onların bu halini gören Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem);

-“Sabredin Ey Yâsir ailesi! Size vaat edilen yer, sizin mükafatınız Cennettir.” Buyurdu.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Yâsir ailesi için;

-“Allah’ım! Yâsir ailesine rahmet ve mağfiretini ihsan et.” Diye duâ buyurmuşlardır.

Bir süre sonra Yâsir (r.a.) işkencelere tahammül edemiyerek şehidlik mertebesine kavuştu. İlk erkek şehid oldu.

Diğer tarafan, Ebû Cehil de Hazret-i Sümeyye (r.anha) ye ağır sözler söyledi. Mızrağı ile yaralıyarak, O’nu şehid etti.

Hazret-i Ammar (r.a.), annesinin böyle acıklı bir durumda şehid olmasına çok üzüldü. Durumu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) a arz etti. Yapılan işkencelerin çok fazla olduğunu bildirdi.

Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ammar’ (r.a.) a sabır tavsiye ettikten sonra şöyle duâ buyurdular;

-“Allahım! Yâsir ailesinden hiç birisine ateş ile azab etme.”

Bedir gazâsında Ebû Cehil öldürüldüğü zaman, Peygamber efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) Ammar (r.a.) a;

-“Allah-u Teâlâ annenin katilini, öldürdü.” Buyurdu.

İslam âlimleri ansiklopedisi

Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) Bizleri ve sizleri Sümeyye binti Habbat (Radiyallah-u anha) nun şefaatına nail eylesin. O’nun yüzü suyu hürmetine günahlarımızı afv eylesin. Amin

Fuad Yusufoğlu

Kırk Hadis: – (17) şükr etmek ve sabr etmek

cimg6092cebellnuedahayakndan1.jpg

Cebelin-nur’un yakından görünüşü

عَجَبَّ لِأَمْرِالْمُؤْمِنِ إنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ إِلاَّللْمُؤْمِنِ :
إِنْ أصَابَتْهُ سَرّاءُ شَكَرَ فَگانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصاَبَتهُ ضَّراءُ صَبَرَ فَكَانَ جَيْرًا لَهُ

Meali;

Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem; şöyle buyurmuştur;

-“Müminin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir halı vardır: Eğer bir nimete kavuşursa şükreder ve bu onu için bir hayır olur. Eğer bir musibete uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.”

Müslim (r.a.) Darimi (r.a.)

Devam edecek…